Christoph Strecker, medel yönetim Kurulu Üyesi, Emekli Yargıç, Stuttgart, Almanya

Reklamlari:



Indir 61.99 Kb.
TitleChristoph Strecker, medel yönetim Kurulu Üyesi, Emekli Yargıç, Stuttgart, Almanya
Date conversion06.07.2013
Size61.99 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.yarsav.org.tr/resimler/filemanager/gozlem_raporu.doc
AVRUPA YARGIÇLAR VE SAVCILAR BİRLİĞİ (MEDEL) GÖZLEM RAPORU


Christoph Strecker, MEDEL Yönetim Kurulu Üyesi, Emekli Yargıç, Stuttgart, Almanya

Vito Monetti, MEDEL Eski Başkanı, Cenova İstinaf Mahkemesi Başsavcısı, İtalya


Türkiye’ye yapılan ziyarete dair rapor


  1. Giriş

  2. Türk yargısının unsurları

    1. Mahkemeler

    2. Rotasyon Prensibi

    3. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu

    4. Yasayla Kurulan Mahkemeler

  3. Adli Sürece Siyasi Otoritenin Müdahalesi

  4. Savunmanın Kısıtlanması

  5. Yargı Birlikleri

  6. Sonuç


GİRİŞ

MEDEL (Demokrasi ve Özgürlük için Avrupalı Yargıç ve Savcılar Birliği) adına, YARSAV’a mensup meslektaşlarımızın daveti üzerine 3-9 Haziran tarihleri arasında Ankara ve İstanbul’a bir ziyaret gerçekleştirdik. Görevimiz Türkiye’de yargının durumu üzerine çalışmaktı.

Başta hakim ve savcılar olmak üzere Adalet Bakanı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay Başkanları ile, Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri ile bazı baro başkanlarını kapsar şekilde avukatlarla ve son olarak Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi’nin temsilcileri ile görüşmeler yaptık.

Hakimler, savcılar, avukatlar ve gazeteciler, yürütme, yasama ve yargının bir elde toplandığını vurgulayarak kuvvetler ayrılığının olmadığından yakındılar. Hakim ve savcılar ayrıca görülmekte olan davalara siyasi otoritenin ve hükümetin müdahalesinden rahatsızlıklarını dile getirdiler. Avukatlar ise savuma hakkının engellendiğinden bahsettiler. Avukatlarla birlikte gazeteciler, uzun tutukluluk sürelerinden şikayetçi oldular.

Bizler, gerçeklerin dile getirilmesi ve bunların yorumlanması konusunda kişiden kişiye değişen farklılıklar olduğunun farkındayız. Yine bizler gerçeğin ne olduğu konusunda kesin bir yargıya varamayız. Fakat genel olarak bize yansıyanlar-güvenilirlikleri hususunda makul bir şüphe uyandırmayacak şekilde doğal ve güven vericiydi. Biz, her duyduğumuzu rapora yansıtmadık ve raporumuzu bize daha geçerli gibi görünenlerle sınırlı tuttuk. (Buna rağmen) Bu rapora yansıttıklarımızın ötesinde birçok bilgiye sahibiz.

2. TÜRK YARGISININ UNSURLARI

Türkiyede yaklaşık 12.000 hakim ve savcı görev yapmaktadır.

2.1.MAHKEMELER (ADLİ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ)

Türkiye’de 701 tane adliye bulunmaktadır. Bunların küçük şehirlerde olan bazıları kapatılmıştır.



      1. AĞIR CEZA MAHKEMELERİ (ÖZEL YETKİLİ MAHKEMELER)

Terör, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı suçları gibi özel öneme sahip suçlara ilişkin davalara bakmak için altısı İstanbul’da olmak üzere ülke genelinde sayısı 16 tane olan özel mahkemelerdir.

2.1.2 BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ

2005 yılında parlamento bu mahkemelerin kurulması için ilgili yasayı oylamış ve kabul etmiştir. Esasen dört adet mahkeme kurulması planlanmıştır. Bu mahkemeler 2013 yılında çalışmaya başlayacaktır.

DANIŞTAY

Danıştay, idari yargıya ait davaların temyiz mahkemesidir.

YARGITAY

Temyiz mahkemesidir.

ANAYASA MAHKEMESİ

Anayasal uyuşmazlıklara ilişkin yargı yetkisine sahiptir. Anayasaya aykırılık iddiasına ilişkin bireysel başvuru henüz yoktur.

    1. ROTASYON PRENSİBİ

Türk yargısı beş bölge sınıflandırmasından oluşan bir organizasyona sahiptir. Tüm hakim ve savcılar, mesleki kariyerlerinin belli dönemlerini her bölgede hizmet etmeye zorlanırlar. Böyle bir sistem eşit bir şekilde adaletin teminine hizmet edebilir ve kullanışlı bir alet olarak düşünülebilir.

Beşinci bölge en düşük kategoridir. Burada hakim ve savcılar iki yıl görev yaparlar. Dördüncü bölgede yine iki yıl görev yapılmaktadır. Üçüncü bölgede görev süresi üç yıldır. Dört ve beşinci bölgede beş yıl görev yaptıktan sonra ve toplamda oniki yılı tamamladıktan sonra birinci bölgeye geçilebilecektir.

Keyfi olarak tayin edebilme hissinin uyanması nedeniyle tayin sisteminin bir tehdit olarak görüldüğü, hakim, savcı, avukat ve gazeteciler tarafından dile getirilmiştir. Bu durum, özellikle tayinlerin bir cezalandırma aracı olarak kullanılmakta olduğu ve görülmekte olan davaların yönlendirilebildiği hissini bir baskı aracı algısıyla uyandırmaktadır.

Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndan konuştuğumuz üyeler, keyfi kararların kabul edilemeyeceği özenle yazılmış bir kriterler sisteminin olduğunu söylediler. Talebimiz üzerine bu kriterlere ilişkin metinleri gönderecekleri konusunda söz verdiler. Bu zamana kadar henüz bu metinler tarafımıza ulaşmadı.

Hakimler, savcılar, avukatlar ve gazeteciler ile bu konuyu konuştuğumuzda onlardan kimse bu açıklamaya inanmadı. Bize alınan kararlarda öngörülebilirlik ve şeffaflık olmadığı söylendi.

Buna ek olarak, Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ihraç kararları dışında alınan kararlarına karşı hiçbir şekilde yargı yolu açık değildir.

Detaylarına tamamen vakıf olamamamıza rağmen şüphesiz bir şekilde ağırlıklı olarak gerçeğe dair gözlemimiz şudur ki genel kanaat ve korku; tayinlerin, hakim ve savcıların kurumsal çalışmalarında verdikleri karar ve davranışlarına karşı kötüye kullanıldığı yönündedir.

Böyle bir korku, hakim ve savcıların bireysel ve kurumsal bağımsızlığına ve hukuk devletine bir tehdittir.

    1. HAKİM VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU

HSYK 22 üyeye sahiptir ve aşağıdaki şekilde oluşmaktadır.

Asil Yedek

1 Adalet Bakanı

1 Müsteşar

4 Akademisyenler ve Avukatlar Cumhurbaşkanı atar

3 3 Yargıtay Üyeleri Yargıtay Genel Kurulu seçer

2 2 Danıştay Üye Danıştay seçer

1 1 Adalet Akademisi Adalet Akademisi Kurulu

7 4 Birinci sınıf hakim ve savcılar Hakim ve savcılar seçer


3 2 İdari yargı hakimler ve savcıları Hakim ve savcılar seçer


TOPLAM 22 Asıl - 12 Yedek


Kararlar üç dairede alınır:


Birinci Daire:

Atama ve nakletme; geçici yetkilendirme; kadro dağıtma


İkinci Daire:


Yükselme ve birinci sınıfa ayrılma; disiplin işleri: disiplin veya suç soruşturması nedeniyle başka bir yere nakletme


Üçüncü Daire:


Hakim ve savcı adaylarının mesleğe kabulü; denetleme


Denetleme için hakim ve savcıların görevlerini doğru yapıp yapmadıklarını gözlemlemek zorunda olan teftiş kurulu vardır.


Daha önce söylendiği gibi Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ihraç kararları dışında alınan kararlarına karşı hiçbir şekilde yargı yolu açık değildir.


Usulen Yüksek Kurul çoğunluğunu hakim ve savcıların oluşturduğu bağımsız bir kurum olmasına rağmen, kurula Adalet Bakanı ve onun müsteşarı başkanlık etmektedir. Halkın algısına göre kurul temel olarak yürütme organının bir kolu olarak görülmektedir. Buna ilişkin en taze örnek, yaptığımız ziyarette ve bu raporun düzeltilmesi aşamasında aktarıldı. 16 Haziran kararıyla HSYK, küçük şehirlerde bulunan 148 adet adliyenin kapatılmasına karar verdi ve o yer hakimleri daha büyük şehirlerde bulunan adliyelere nakledildi. Bir hafta sonra 22 Haziran tarihli kararıyla Yüksek Kurul kararını değiştirdi ve kapatılmasına karar verilen 44 adet adliyenin tekrar açılmasına Başbakanın talimatı, kurul başkanı olan Adalet Bakanının talebi üzerine karar verdi.


    1. YASAYLA KURULAN MAHKEMELER


Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. Maddesine göre “Herkes, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.”


Bir hükümet veya bir kurul, mahkeme kurmak veya kapatmak yetkisine sahipse ya da bağlayıcı hiçbir kriter olmaksızın hakimleri nakletmek gücüne sahipse, bu parlamentonun doğal hakkını gaspetme ve herkesin yasayla kurulmuş mahkeme önünde yargılanma hakkını inkar etme demektir.


3. POLİTİK GÜCÜN YARGISAL SÜREÇLERE MÜDAHALESİ

Soruşturmalar ya da yargılamalar politik gücü elinde tutanların çevreleri açısından tehlikeli bir boyut kazanmaya başladığında, ilk tepkileri ilgili savcı ya da hakimi dosyadan el çektirmek ve görevini ya da görev yaptığı şehri değiştirmek; yine ilgili savcı veya hakim hakkında disiplin soruşturması ya da ceza soruşturması başlatmak; ve kanun değişikliği yaparak iktidar yandaşlarını yargıdan muaf tutmak. Politik gücü elinde tutanların bu reaksiyonlarını aşağıdaki güncel örnekler somut olarak göstermektedir:

3.1 DENİZ FENERİ

Frankfurt (Almanya) ceza mahkemesinde Nisan 2007 ila Eylül 2008 tarihleri arasında Deniz Feneri adlı Türk yardım derneğinin yöneticilerinin yargılandığı bir dava vardı.

Bu dernek 1999 yılında kurulmuş ve çoğunluğu Türk olan Almanya’da yaşayan insanlardan yardım toplamaktaydı.

İnsani yardım amacıyla harcamaları gereken en az 17 milyon euro’yu 2002 ila 2007 tarihleri arasında Türkiye’de ki bazı şirketlere transfer ettiler.

İddia edildiğine göre, Kanal 7 adlı televizyonu ve hükümete yakın olan işadamlarını parasal olarak desteklediler.

Mehmet Gürhan, Firdevsi Ermis ve Mehmet Tashan aslı üç yönetici Frankfurt ceza mahkemesi tarafından dolandırıcılıktan suçlu bulundu ve 17 Eylül 2008 tarihinde hapis cezasına çarptırıldı.

Zekeriya Karaman ve Zahid Akman hakkındaki davalar ise bu kişilerin Türkiye’de bulunmaları nedeniyle halen açık olarak devam ediyor ve şu aşamada yargılama yapılamıyor.

Bu dosyanın bir kopyası Türkiye’ye gönderildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, savcı Nadi Türkaslan’ı bu dosyada görevlendirdi.

Nadi Türkaslan ile birlikte Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz de aynı dosyada görevlendirildi.

2008 yılı Kasım ayında, savcılar olaya karışan politikacılar olup olmadığını soruşturmaya başladılar. Bundan sonra da, bazı tanıkların ifadelerini aldıktan sonra Zekeriya Karaman ve Zahid Akman’ı tutukladılar.

Gerçekten de, savcılar şüphelilerin ifadelerini alıp onları tutukladıktan sonra, hükümet ve ona yakın medya tarafından şiddetli bir eleştiriye başlandı.

Soruşturma aşamasında bazı mallara el konulması için karar verildi. Karar taşınmaz mallara ilişkin olduğu için el koyma kararının infazı taşınmaz malların sicil kaydına şerh verilmesini gerektiriyordu. Karardaki gizli bilgilerin gereksiz bir şekilde yayılmasını önlemek için savcılar, kararın kopyasından davada yer alan kişiler ile ilgili kısımları ayırarak çıkarıp kalan kısımlardan sicil ofislerini haberdar etmişleridir. Karar metninin ortasında kapatılmış kısım açıkça belli olmaktadır.

Böyle bir usul sıradan ve makuldür. Bu durum ilgili kişilerin kişisel verilerine mümkün olduğu kadar saygı göstermek anlamına gelmektedir.

Ancak bu olayda soruşturmanın gizliliği ilkesine saygı savcıların aleyhine işledi.

Nadi Türkaslan, resmi belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma ile suçlandı. Abdulvahap Yaren and Mehmet Tamöz görevlerini kötüye kullanmakla suçlandı. Bu savcıların hakkında mesleklerini icra etmekten yasaklanmaları talep edildi.

Bu savcıların görevden alınmaları ile soruşturmanın seyri tamamen değişti.

Yeni savcılar görevlendirildikten sonra Karaman ve Akman cezaevinden tahliye edildi. Önceki savcıların aksine, yeni savcılar şüphelilerin organize bir suçun içerisinde yer aldıkları gerekçesine itibar etmediler.

Alman savcılar, Deniz Feneri davasının Türkiye ayağı nedeniyle soruşturmaya dahil olmak için başvuruda bulundular ancak Adalet Bakanlığı bu talebi reddetti.

Yargıtayda görülen davanın duruşma günü 29/06/2012’dir.

3.2 ŞİKE DAVASI

2011 Nisan ayında parlamento sporda şike ile ilgili bir yasa değişikliğini oyladı. Suçun unsurları daha belirgin hale getirildi ve ceza arttırıldı.

Cumhuriyet Savcıları bu yasayla ilgili bir dosyanın soruşturmasını yaparken, Fenerbahçe’nin de içinde yer aldığı çeşitli futbol kulüpleri ve futbolcuların şikeye bulaşmış olabilecekleri kanaatine vardı. Bu soruşturma kapsamında tutuklananlar arasında aynı zamanda Başbakan ailesinin damadı olan Türkiye Futbol Federasyonu Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ da vardı.

Bu gelişmeler üzerine Başbakan, Parlamentoda tutuklu şüphelilerin tahliyelerini sağlayacak şekilde suça öngörülen cezaların yasal sınırlarını değiştiren bir yasa değişikliği teklifinde bulundu. Bu yasa değişikliği parlamentoda kabul edildi ancak Cumhurbaşkanı onaylamayarak veto etti. Parlamentoda ikinci oylamadan sonra Cumhurbaşkanı onaylamak zorunda kaldı. Şüpheli Göksel Gümüşdağ da serbest bırakıldı.

3.3 MİT/KCK


Milli İstihbarat Teşkilatı mensupları bir suça bulaşmış olmaları nedeniyle şüpheli sıfatıyla ifadelerine başvuruldu. Teşkilat mensuplarının PKK terör örgütü ile bağlantılarının olduğu ve örgütün bazı cinayetlerini örtbas ettikleri iddia edildi.


Başbakan Erdoğan MIT müsteşarının kendisinin “sır küpü” olduğunu ve ona yapılmış saldırının başbakanın kendisine yapılmış olacağını söyledi. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı soruşturmadan alındı. Ayrıca savcı adına çalışan terörle mücadele biriminde yer alan polis müdürleri ve 700 polis memuru İstanbul’dan başka yerlere nakledildi. Soruşturmayı yürüten savcının naklinden sonra aynı dosyada görevli diğer savcılar soruşturmayı devam ettirdiler. Savcılık makamının talebi üzerine Ağır Ceza Mahkemesi şüphelileri dinlemek üzere davet edince, Başbakan ifade vermelerini engelledi. Birkaç gün içinde Parlamento yürütülen soruşturmaya ilişkin yasa değişikliği oyladı ve şimdi bu yasayla Başbakanın önceden verilmiş izni olmadan mahkeme tarafından MİT mensupları dinlenemeyecek ve soruşturulamayacak.


3.4 YARGININ BAĞIMSIZLIĞINA VE HUKUK DEVLETİNE BİR TEHDİT OLARAK AŞIRI/ÖLÇÜSÜZ TEPKİLER


Mesleki hayatlarında hakimler ve savcılar, sık sık iki veya daha fazla farklı yorumlar arasında kaldıkları ve sonuç olarak bu farklı yorumlardan biri ile hükümler verme hakkına sahiptirler. Genel olarak hatalardan kaçınılamaz. Bu nedenle temel bir prensip olarak yargı sistemi içerisinde çözümler üretilmiştir. Bir karar alınmadan önce, iletişim kurmak ve bilgi alışverişi mümkündür. Karar alındıktan sonra da itiraz ve temyiz hakkı bulunmaktadır.


Türk yargısında, yargısal sürece ilişkin her hata, nakil, tenzil-i rütbe ve hatta suç isnadı gibi sert karşılık görme anlamına gelebildiği bize söylenmiştir. En az dört Cumhuriyet Savcısının mesleki faaliyetleri nedeniyle adli ve idari soruşturmaya tabi tutulduğu, bunlardan birinin gözaltına alındığı öğrenmiş bulunmaktayız.


Bu nedenle tüm hakim ve savcılar, geçmişte aldıkları kararlar nedeniyle suçlanabilme ve yargılanma belirsizliği içinde yaşamaktadırlar.


Böyle müdahaleler ve onların neden olduğu korku hakimler için varoluşsal bir tehdit, davaların görülmesi için tehlike ve adaletin bizzat kendisi ve hukuk devleti için gözdağıdır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi ile hüküm altına alınan adil yargılanma prensibi, bağımsız ve tarafsız mahkemeleri kabul eder.

  1. SAVUNMA ENGELİ

    1. DİYARBAKIR

Diyarbakır Barosunun üyelerinin neredeyse tamamı mahkemede müdafii olarak sarf ettikleri sözlerden dolayı soruşturma geçirmektedirler.

    1. BALYOZ/ERGENEKON

İstanbul Özel yetkili Mahkemesinde yaklaşık 300 ordu mensubu askeri darbe yapma suçlamasıyla yargılandığı bir dava mevcuttur.

Duruşmalar Silivri Cezaevinde bulunan özel bir binada yapılmaktadır. Avukatlar, müdafii olarak delilleri elde etme amacıyla yaptıkları başvuruların sistematik olarak reddedildiğinden ve sonuç olarak bu delilleri sunma şansı elde edemediklerinden şikayet etmektedirler. Müdafilerden yetmişi mahkemede konuşma hakları konusundaki ısrarları üzerine, 16 adet duruşma sonrasında, mahkeme başkanı tarafından dava sonuna kadar duruşmalara katılmaları, mahkeme başkanı tarafından yasaklanmıştır. Onlar ve meslektaşları bir dayanışma içinde cübbelerini çıkarmışlardır.

İstanbul Barosu Başkanı, Mahkemeden, bütün sanıklar için adil bir duruşma yapılması, savunma haklarının engellenmemesi ve avukatlık haysiyetine saygı gösterilmesini talep eden bir konuşma yapmıştır.

Şu anda duruşmayı engelleme iddiasıyla avukatlara karşı başlatılmış soruşturmalar mevcuttur. Ceza 6 aydan 3 yıla kadar olabilmektedir.

Duruşma müdafiler olmaksızın devam edemeyeceğinden, Mahkeme Başkanı Barodan müdafii talep etmiştir. Baro başkanı avukatların kendi müvekkillerini müdafaa inancı nedeniyle bu talebi reddetmiştir. Bu hususta Baro tarafından yapılan bildirim üzerine Mahkemece Baro başkanı hakkında görevi kötüye kullandığı suçlaması yapılmıştır.

Bu arada, hükümet duruşmaların müdafii olmaksızın devamına olanak sağlayan kanun tasarısını Meclise sunmuştur.

  1. YARGISAL BİRLİKLER

Bütün Avrupa ülkelerinde farklı politik yaklaşımlara sahip çeşitli hakim ve savcı birlikleri mevcuttur.

    1. YARSAV

Meslek örgütü YARSAV, 501 yargıç ve savcı grubu tarafından Haziran 2006’da kurulmuştur. Şu anda yaklaşık 12000 yargıç ve savcı arasında 1700’den fazla üyeye sahiptir.

Adalet Bakanlığı bu birliğin yasadışı olduğu iddiasıyla İçişleri Bakanlığına başvurmuştur. Her iki Bakanlık yargıç ve savcıların özerk bir derneğinin bulunmasının onların bağımsızlığı ile çeliştiğini açıklamıştır. Bakanlık tarafından YARSAV’a karşı dava açılmış ise de mahkeme, Birliğin yasal olduğuna karar vermiştir.

Bu dönemde, Adalet Bakanlığı, bütün yargıçların zorunlu üyeliğini öngören bir birlik ve YARSAV’ın feshini de içeren bir yasa tasarısının Meclise sevkini sağlamıştı.

Gerçekten YARSAV hala mevcut ve aktiftir ancak belirsiz bir durumdadır. Buna karşın, Adalet Bakanı yeni düzenlemeler olacağını ancak YARSAV’ın kapatılmayacağını bize belirtmiştir.

YARSAV, Uluslararası Yargıçlar Birliği (IAJ), Avrupa Yargıçlar Birliği ile Demokrasi ve Özgürlük için Avrupalı Yargıçlar Birliği (MEDEL) üyesidir. Ayrıca YARSAV, düzenli olarak yapılan MEDEL Yönetim Kurulu toplantılarında temsil edilmektedir.

    1. YARGI-SEN

Durumlarının belirsizliğine rağmen, hakim ve savcılar Ocak 2011`de Yargı-SEN adında bir sendika kurdu. Kurucularından biri olan Ömer Faruk Eminağaoğlu, başkanı seçildi.

Tüzel kişilik kazanmasıyla birlikte, sendika 31 Ocak 2011 tarihinde ilgili evraklarla birlikte başvuru dilekçesini Ankara Valiliğine sundu. Ankara valiliği cevaben birliğin tüzüğünün bir aylık zaman dilimi içinde yürürlükteki yasalara uyumu için değiştirilmesini isteyen bir belgeyi birlik kurucularına gönderdi. Bu Belgede birliğin söz konusu değişikliği yapmaması halinde fesih sürecinin başlatılacağını ifade etmekteydi.

Ankara İş Mahkemesi 28 Temmuz 2011 tarihinde hakim ve savcıların sendika kuramayacakları gerekçesiyle Yargı-Sen’in feshine karar verdi.

18 ve 19 Haziran 2011 tarihinde birliğin olağan kongresinde birliğin üç kurucu üyesi Ömer Faruk Eminağaoğlu, Dr. Ruşen Gültekin ve Ahmet Taşyurt birliğin icra komitesine seçildi. Aynı tarihlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, bu üç sendikacı Yargıtay’daki görevlerinden alınarak başka bölgelere atamaları yapıldı. Ömer Faruk Eminağaoğlu İstanbul’a, Dr. Ruşen Gültekin Gaziantep’e ve Ahmet Taşyurt Şanlıurfa’ya atandı.

21 Şubat 2012 tarihinde Yargıtay Yargı Sen’in kanun dışı olduğuna dair mahkeme kararını onayladı. Kararın gerekçeleri henüz yayımlanmadı.

Dr. Ruşen Gültekin ve Ahmet Taşyurt aynı zamanda Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) üyesiydi ve YARSAV’ın Uluslararası Yargıçlar Birliği’ne (IAJ) ve Demokrasi ve Özgürlük için Avrupalı Yargıçlar Birliği (MEDEL)’ne üyelik sürecinde önemli rol oynadılar. YARGI-SEN, birliğin uluslar arası organizasyonlara (Kamu Hizmetleri Enternasyonali (PSI) ve Kamu Hizmeti Sendikaları Avrupa Federasyonu (EPSU) üye olmalarının birlik yöneticilerinin başka bölgelere atanmalarının bir başka gerekçesi olduğuna inanmaktadır.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Birinci Dairesi Başkanı ile konuşma fırsatımız oldu. O bu kararların keyfi olmadığını vurguladı. YARSAV’ın bu üç üyesi Ankara’da Cumhuriyet Savcısı idi ve onların başsavcıları artık onlarla ve diğer 13 Cumhuriyet Savcısıyla birlikte çalışmak istemediğini belirtti. Bu istek Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu için bağlayıcıydı.

Bu üç savcı; Dr Ruşen Gültekin, Ömer Faruk Eminağaoğlu ve Ahmet Taşyurt sendika karşıtı ayrımcılık kurbanı oldukları düşüncesiyle, Uluslararası Çalışma Birliği’ne (ILO) şikayet başvurusu yaptı.

ILO Komitesinin tavsiye kararları:

  1. Türkiye sendikalarla ilgili yasalarını uluslar arası normlarla uyumlu hale getirmelidir.

  2. Komite, Yargı Sen’in hakim ve savcıların sendikal organizasyonu olarak fonksiyon icra edebilmesi, aktivitelerini gerçekleştirmesi ve kamu görevlilerinin bu kategorideki çıkarlarını geliştirmek ve savunmak için Sözleşme tarafından sağlanan haklara sahip olabilmesini sağlamak için kayıt yaptırabilmesi için gerekli önlemlerin alınması konusunda Hükümete çağrıda bulundu. Komite, Hükümetin bu konudaki gelişmelerden ILO’yu haberdar etmesini ister.

  3. Komite, sendika liderleri Dr. Ruşen Gültekin, Ömer Faruk Eminağaoğlu ve Ahmet Taşyurt’un uğradığı iddia edilen sendika karşıtı ayrımcılık eylemleri üzerindeki gözlemlerini sağlamak için Hükümete çağrıda bulunur.

5.3 AÇIKLAMALAR

Birlikler, tartışma ve görüş oluşturma yerleridir. Aynı şekilde, birlikler dayanışmanın geliştiği sosyal çevrelerdir. Bir grup dayanışması olmadan, bireyler müdahil olmak durumunda oldukları konulardan uzak kalırlar. Hakim ve savcıların, insan hakları ve hukukun üstünlüğü için yürütme ve siyasi iktidara karşı kendi bağımsızlıklarını savunmak için, kendi rolünün ortak yansıması için derneklere ihtiyacı vardır.

YARSAV ve YARGISEN’in birçok resmi engelle karşılaştıklarını öğrendik. MEDEL birçok kez birliklerin özgürlüğünü garanti eden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. Maddesini vurgulamıştır.

Hakimlerin ve savcıların Birliklerinin sindirilmesi/taciz edilmesi bağımsız yargıya karşı yapılan saldırılardır.

6. SONUÇ

Türkiye’ye kendi gözlemlerimiz ışığında değerlendirmelerimizi ve elde ettiğimiz bilgilerin doğruluğunu sağlamak niyetiyle geldik.

Türk yargı sistemi hakkında tüm bilgilere erişemeyeceğimiz gibi erişmiş gibi bir tutum içerisine de girmeyiz. Ancak her hangi bir şüphe bulunmaksızın, görevden uzaklaştırma ve görev yerinin değiştirilmesi konusundaki genel korku ve endişeler kadar hakim ve savcıların mesleki görevleri sırasındaki davranışları ve kararlarına reaksiyon olarak yürütülen disiplin ve cezai soruşturmalarının kötüye kullanılması da gözlemlediğimiz bu gerçekliğin bir parçasıdır. Böylesi bir korku hakim ve savcıların kişisel ve kurumsal bağımsızlıklarına bir tehdittir.

Yukarıda bahsedilen bu durum yargının sıklıkla ve çeşitli yollarla yürütme erki tarafından manipule edildiğinin açık bir kanıtıdır. Savunmayı temsil eden avukatların da aynı şekilde ciddi biçimde bu durumdan etkilendiği de açıktır.

Prensip olarak adaletin üç işlevi vardır: Birincisi uyuşmazlık yönetimidir, ikincisi düzen sağlamadır, üçüncüsü ise siyasi gücün sınırlandırılmasıdır. Açıkçası Türkiye’de yargı siyasi gücün emrine verilmiştir ve yargının kontrol ve sınırlandırma işlevlerini yapmasına izin verilmemektedir.

Şimdi bizler, hiç şüphe götürmez şeklinde olan ilk izlenimimizin açıklığı karşısında şaşkınlık içindeyiz ki Türkiye’de yargının bağımsızlığı ve hukuk devleti adına çok şey yapılmak zorundadır. Bunu temin için hakim ve savcıların mensubu olduğu özerk birliklerin önemi büyüktür.



Add document to your blog or website
Reklamlari:

Similar:

Christoph Strecker, medel yönetim Kurulu Üyesi, Emekli Yargıç, Stuttgart, Almanya iconYönetim Kurulu Üyesi

Christoph Strecker, medel yönetim Kurulu Üyesi, Emekli Yargıç, Stuttgart, Almanya iconAhmet basar tba muhasip Yonetim Kurulu Uyesi

Christoph Strecker, medel yönetim Kurulu Üyesi, Emekli Yargıç, Stuttgart, Almanya iconSocar tüRKİye başkani ve petkim yönetim kurulu üyesi kenan yavuz

Christoph Strecker, medel yönetim Kurulu Üyesi, Emekli Yargıç, Stuttgart, Almanya iconDR. ersin arslan'in suçu ne? Dr. Ali Özyurt İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi

Christoph Strecker, medel yönetim Kurulu Üyesi, Emekli Yargıç, Stuttgart, Almanya iconSayın Ahmet N. Taşpinar mba, pmp, rep, ipyd yönetim Kurulu Üyesi

Christoph Strecker, medel yönetim Kurulu Üyesi, Emekli Yargıç, Stuttgart, Almanya iconDEĞerli BİRLİk ve oda başkanlarim ile yönetim kurulu üyesi arkadaşlarim ve sevgiLİ genel sekreterler

Christoph Strecker, medel yönetim Kurulu Üyesi, Emekli Yargıç, Stuttgart, Almanya iconPol-ka Asfalt Ürünleri Sanayi ve Tic. Ltd.Şti. Yönetim Kurulu Üyesi İş Adamı Erdal Polat’a

Christoph Strecker, medel yönetim Kurulu Üyesi, Emekli Yargıç, Stuttgart, Almanya iconTürkiye Elazığ – Almanya – Stuttgart- “ Kitap Okuma Alışkanlığını Geliştirme “ Projesi Hakkında Genel Bir Değerlendirme Ve Yol Haritası

Christoph Strecker, medel yönetim Kurulu Üyesi, Emekli Yargıç, Stuttgart, Almanya iconS.Ü. İlâhiyat Fakültesi’nden Emekli Öğretim Üyesi

Christoph Strecker, medel yönetim Kurulu Üyesi, Emekli Yargıç, Stuttgart, Almanya iconDernek yönetim kurulu yönetim kurulu asil yönetim kurulu yedek

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©trdocs.org 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page