Tohumlu biTKİler sitematiĞİ

Reklamlari:



Indir 124.54 Kb.
TitleTohumlu biTKİler sitematiĞİ
Date conversion22.05.2013
Size124.54 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.filesavr.com/storage/freeuploads/7/9/9/Tohumlu_Bitkiler_Sistematiği_Terminooji.doc





TOHUMLU BİTKİLER SİTEMATİĞİ

TERMİNOLOJİ

YAŞAM SÜRESİ:

Genelde bu terim bir bitkinin tohumdan çimlenip, tekrar tohum oluşturuncaya kadar geçen dönemi ifade eder. Buna göre; bazı bitkiler bir dönemlik yaşama sahiptirler.


Tek yıllık (Annual) adı verilen bu bitkiler, tohum oluşumundan sonra ölürler. Yani bitki aynı yıl içinde çimlenir, gelişir, tohum oluşturur ve yaşamını tamamlar.


Diğer bir grup bitki ise iki yıllık bir yaşam dönemine sahiptir. Bunlar, ilk yıl vejetatif olarak gelişip, eşeysel gelişimleri ikinci yılda olur ve ikinci yılın sonunda tohum oluşturup yaşamlarını tamamlarlar. İki yıllık bitkiler (Biennial) olarak ta adlandırılırlar.


Üçüncü grubu oluşturan çok yıllık (Perennial) bitkilerse birçok seneler tohum verme yeteneğine sahiptirler. Aynı bitki üzerinde hem çiçek, hem tohum aynı anda görülebilir.


EŞEY DURUMU

Eğer aynı bir birey, hem erkek hem de dişi üreme organlarına sahipse bitki MONOİK (Tek evcikli), yok eğer sadece erkek ya da dişi üreme organlarından birine sahipse DİOİK (İki evcikli) olarak adlandırılır.


KÖK

Bitkileri toprağa bağlayan ve topraktan su ve mineral maddelerin alınımında rol oynayan organdır. Orjin olarak embriyodaki radikula (Kökçük)’dan gelişir.

  • Bitkilerin bir kısmında radikuladan gelişen kök bitkinin bütün yaşamı boyunca hakim durumda kalır ki, bu tip köklere PRİMER KÖK adı verilir.

  • Yer altında dikey uzanan primer kök ileride yan kökler de verir ve KAZIK KÖK adını alır.

  • Bazı bitkilerde ise radikula’dan gelişen kök kısa bir süre sonra işlevini yitirir ve bunun yerine gövdenin kaidesinden EK KÖKLER gelişerek, kök işlevi yapmaya başlar.

  • Monokotillerde görülen bu tip köklere SAÇAK KÖK adı verilir.

Ek kökler gövdenin tabanında olacağı gibi herhangi bir yerinden de çıkabilir ve bunlar bazen gövdenin tırmanmasında (Tırmanıcı kök) iş görür, bazen asimile yapar (Asimileme kök), bazense solunuma yardımcı olur (Solunum kökü) adını alır. Gerek bu kökler ve gerekse de YUMRULAR, embriyodaki radikuladan oluşmadıkları için KÖK METAMORFOZU olarak da kabul edilirler.




GÖVDE

Gövde bitkinin toprak üstünde yükselen ve yan dal, yaprak ve çiçekleri taşıyan organıdır. Böyle belirgin bir gövdeye sahip bitkiler CAULESCENS (Gövdeli) olarak adlandılırlar. Gövde, yandalların ve yaprakların çıktığı NODYUM (Düğüm) ve nodyumlar arasında kalan İNTERNODYUM (Düğümler arası) adı verilen kısımlardan meydana gelir.

Bitkilerin çoğunda gövde ORTOTROFTUR, yani yerden dikey olarak yükselirler ki, bu tip gövdelere ERECT (Dik) gövde adı verilir.


GÖVDE TİPLERİ

1- ASCENDERS (Yükselici): Tabanda kavis yaptıktan sonra yükselen gövdelere denir.

2- PROCUMBENS (Yatık): Toprak üzerinde yatık olarak bulunan, fakat nodyumlarından köklenmeyen gövdelere denir.

3- DECUMBENS (Yatık ve uçta yükselici): Sadece uç kısımlarından yükselen gövdelere denir.

4- REPENS (Sürünücü): Eğer yatay olarak uzanan gövde nodyumlarından kökleniyorsa, buna repens adı verilir.

5- STOLON (Sürünücü): Bazı durumlarda, bitki toprak üzerinde yatay olarak uzanıyor ve gövde nodyumlarından yeni bir bitki oluşturuyorsa buna stolon gövde adı verilir.

6- SCANDENS (Tırmanıcı): Bazı bitkiler ise gövde ve yaprak sapları, sülükler gibi organların yardımıyla bir engele sarılarak yükselirler, bu tip gövdelere scandens gövde adı verilir.

7- SUCCULENT( Etli gövde): Gövde etlenerek su depo etme yeteneğine sahipse bu gövdelere succulent adı verilir.






GÖVDE METAMORFOZLARI

Bir organın kendi görevinden başka görevleri yerine getirmek üzere uğradığı değişikliklere metamorfoz adı verilir. Değişim yapraklarda olursa yaprak, gövdede olursa gövde metamorfozu adını alır.

1- BULBS (Soğan)

Çok sık dizilmiş olan ve etli bir yapıya sahip yapraklardan oluşmuş dik toprak altı gövdesidir.

a) Bulbel: Büyük soğanların yanında oluşan küçük soğancıklardır.

b) Bulbil: Bitkide toprak seviyesinin üzerinde yetişen küçük soğancıklardır.

c) Bulblet: Toprak altında orjini belli olmayan soğancık kümesidir.


2- KORMUS (Gövde yumrusu)

Toprak altında besin depo etmiş dikey durumdaki kalın ve kıssa gövdelere KORM denir.

  • KORMEL: Kormun yanında çıkan küçük kormlara KORMEL denir. Kormu saran zarsı kılıfa TUNİK adı verilir. Eğer tunik ipliksi ise FİBRÖZ, zarımsı ise MEMBRANÖZ, kösele gibi sert ise KORİASEÖZ adını alır. Fibröz yapı ağ şeklinde ise RETİKULAT adını alır. Kormun tabanında tunik halka şeklinde yapı oluşturursa bu yapıya RİNGS adı verilir.

3- RİZOM (Köksap)

Toprak altında dik veya yatay uzanan, kalın ve etli bir toprak altı gövdesidir. Nodyumları çok sıktır. Üzerinden bitkinin normal kökleri çıkar.



4- TUBER (Yumru)

Toprak altında bulunan, yedek besin maddesini depo eden, kısa, şişkin gövdelere tuber denir. Rizomlardan şekil itibariyle daha kısa ve kalın olması, kök taşımaması ve rizomlar gibi devamlı olmayıp; ancak bir büyüme mevsiminden diğerine kadar canlı kalması gibi nedenlerden dolayı ayırt edilir.

Örneğin: Solanum tuberosum (Patates)




YAPRAK

Genel olarak geniş ve yassı olan, gövde veya yan daldan çıkan kısa sürgün özelliğinde yapılara yaprak denir. Yaprak fotosentez gibi birçok önemli işlevi görmektedir. Bir yaprakta genel olarak şu kısımlar bulunur;

1- BAZİS: Yaprağın gövdeye bağlandığı taban kısmına denir.

2- PETİYOL: Yaprağı gövdeye bağlayan uzun yapılara petiyol (yaprak sapı) adı verilir. Petiyol bitin bitkilerde bulunmaya bilir. Bu nedenle petiyole sahip bitkilere PETİOLAT (saplı), petiyol’ü bulunmayan yapraklara da SESİL (sapsız) adı verilir. Ayrıca yaprağın gövdeye bağlandığı yerde 2 adet küçük yaprak benzeri küçük yaprakçıklar bulunur ki bu yapılara STİPULA adı verilir.

Gerek yaprakların gövde üzerinde dizilişi ve bağlanışı, gerekse de lamina’ nın damarlanması, genel şekli, ucunun, dibinin ve kenarının yapısı özellikle tür ve daha alt sistematik kategorilerin tayininde çok kullanılır.


YAPRAK DİZİLİŞLERİ

Doğada bulunan bitkiler incelendiğinde yaprak dizilişlerinin çok farklılık gösterdiği gözlenir. En fazla gözlenen yaprak dizilişleri;





1- ALTERNAT (Almaşık): Her nodyumda bir yaprak ve yapraklar arasında belirli bir açı bulunan yaprak dizilişidir.

2- DEKUSSAT (Karşılıklı çapraz): Her nodyumda karşılıklı olarak bir çift yaprağın ve birbirini izleyen nodyumlardaki yaprak çiftleri birbirine dik durumda olan çevresel yaprak dizilişi.

3- OPPOSİT (Karşılıklı): Her nodyumdan bir çift yaprağın karşılıklı olarak çıkması.

4- VERTİSİLLAT (Halkasal): Yaprak veya çiçek kümelerinin veya çiçeklerin bir eksen etrafında dizilmiş olması.

5- ROSULAT (Gülcük): Bitişme noktaları çevresinde yoğun bir şekilde kümelenmiş yaprak kümesi.

6- DİSTİKUS (İki sıralı): Yaprak ve çiçeklerin aynı düzlem üzerinde birbirlerine ters yönde sıralanması.

7- EQUİTANT : Yaprak tabanlarının birbirinin üstüne bindiği iki sıralı yaprak dizilişi. Yapraklar genellikle kaidede V şeklinde kuvvetli olarak kıvrılmıştır.

8- FASİKULAT (Demet): Yaprakların demet şeklinde olması.

9- İMBİRİKAT (Kiremitsi): Çatı kiremitleri gibi üst üste binmiş olması.


YAPRAK TİPLERİ

1- Basit Yapraklar: Tam veya loplu tek bir yaprak olup, parçalanma ana eksene kadar değildir. Basit yapraklar da kendi içlerinde tam veya parçalı olmak üzere ikiye ayrılırlar.


TAM YAPRAKLAR




PARÇALI YAPRAKLAR


2
- Birleşik Yapraklar: Bir çok yaprakçıktan meydana gelmiş bir yapraktır. Yaprakçıkların her biri PİNNULA adını alır.





YAPRAK DAMAR TİPLERİ





YAPRAK UÇLARI





YAPRAK KAİDESİ VE BAĞLANTILARI






Y
APRAK LAMİNA KENARLARI



TÜY:

Tüy bitki organları (kök hariç) çok farklı yapı ve şekilde olan tüylerle örtülü olabilir. Tüy içermeyen bitkilere GLABROUS (Tüysüz), tüy örtüsüne sahip olanlara ise PUBESCENS (Tüylü) adı verilir. Tüy örtüsü ve adları aşağıdaki gibidir.




ÇİÇEK:

Tipik olarak Angiospermlerde bulunan çiçek, bitki üreme organlarını taşıyan bir yapıdadır. Çiçeklerin bir kısmı hem erkek ve hem de dişi üreme organlarını birlikte taşıdıkları halde (hermafrodit, monoklin veya erdişi çiçek), diğer bir kısmı ise sadece erkek veya sadece dişi üreme organlarını taşır (diklin, tek eşeyli çiçek).

Tipik bir çiçek dıştan içe doğru 4 halkadan meydana gelmiştir: Kaliks, korolla, andrekeum ve ginekeum. Tüm bu organlar RESEPTAKULUM adı verilen çiçek tablası üzerinden çıkarlar ve çiçek bitkiye PEDİSEL denilen bir sapla bağlanmıştır. Ancak pedisel daima belirgin olarak bulunmayabilir. Bu durumda pedisel görülmeyecek kadar kısalmıştır.


PERİANT (Çiçek Örtüsü):

Asıl üreme organları olan andrekeum ve ginekeum dıştan kuşatan periant, başlıca iki halkadan meydana gelmiştir; Kaliks (çanak yapraklar) ve korolla (taç yapraklar). Bazı bitkilerde periant bulunmayabilir. Bu gibi çiçeklere AKLAMİDEİK çiçekler adı verilir. Kaliks ve korollayı birlikte içeren çiçeklere DİKLAMİDEİK, bunlardan yalnızca birini içeren bitkilere ise MONOKLAMİDEİK çiçek denir.

Monoklamideik çiçekte kaliks bulunmuyorsa ASEPAL (sepalsiz), korolla bulunmuyorsa APETAL (petalsiz) çiçekler konusudur.

Monokotillerin çoğunda ise periant kaliks ve korolla olarak ayrılmayıp, birbirine benzer segmentlerin bir veya birkaç dairesinden meydana gelmiştir ki, bu durumda periant PERİGON, perigonun her bir parçasına ise TEPAL adı verilir.





KALİKS (Çanak yaprak):

Periantın en dış halkasıdır. Genellikle yeşil renkli yapraklardan meydana gelmiştir ve her bir yaprağına SEPAL (çanak yaprak) adı verilir. Sepallerin birleşik olabileceği gibi (GAMOSEPAL ya da SİNSEPAL), ayrık olarak da bulunur ki bu ikinci durumda KORİSEPAL mevcuttur. Sepallerin birleşik olması durumunda, birleşik olan kısım kaliks tüpü olarak bilinir ve tüpün ucundaki dişler kaliksin kaç sepalli olduğunu gösterir. Kaliks tüpü ise değişik şekillerde olabilir.


Silindirik → tubular Testi şeklinde → urseolat

tekerleksi → rotat çan şeklinde → kampanulat

iki dudaklı → bilabiat vs. gibi isimler alır.

Bazı bitkilerde kaliksin altında, kaliksise benzeyen ikinci bir halkaya da rastlanır ki, bu EPİKALİKS adını alır. Yine bazı bitkilerde kaliks meyve oluşumundan önce düştüğü halde, bazılarında meyva üzerinde de kalır.


KOROLLA (Taç yaprak):

Kaliksten sonra gelen ve çoğunlukla renkli bir yapıda olan korollanın her bir yaprağına PETAL (taç yaprak), adı verilir. Petallerin birleşik olması durumuna SİNPETALİ, ayrık olması durumuna ise KORİPETALİ adı verilir. Bazen ise korollanın önünde PARAKOROLLA adı verilen ikincil bir durumda mevcuttur.

KOROLLA TİPLERİ:




ANDREKEUM (Erkek Organ Topluluğu)

Bir çiçeğin erkek organlarının tümüne verilen isimdir. Andrekeumun her bir parçasına ise STAMEN denir. Bir stamense ANTER ve FİLAMENT olmak üzere iki kısımdan meydana gelir. Anter ise KONNEKTİF denilen bir doku ile birbirine bağlanmış iki TEKA’dan meydana gelir. Tekaların her birinde iki adet polen kesesi bulunur.

Genel olarak silindirik veya yassı bir iplik şeklinde olan flamentler, bazen bulunmayabilir de, anterler ise çok farklı tiplerde olabilir. Polenlerin olgunlaşmasından sonra bunların etrafa yayılabilmesi için anterler farklı şekillerde açılır.

Başlıca;

1- porla,

2- boyuna,

3- enine

4- valflerle açılma şeklinde görülür.

Andrekeumu oluşturan stamenler ve bunun bir kısmı olan anterler ile ilgili terimler ve bunların açıklaması aşağıdaki gibidir.

Antipetalus: Petallerin karşısında olan. Petaller ile almaçlı olmayan

Antisepalus: Sepallerin karşısında olan. Sepaller ile almaçlı olmayan.

Diadelphus: Stamenlerin iki demette birleşmiş olması. Demetlerin birinde bazen bir stamen bulunmaktadır.

Didinamus: İki stamenin diğer iki stamenden uzun olması.

Epipetalus: Stamenlerin petal veya korollaya bağlı olması.

Fasikulat: Küçük demet şeklinde olması.

Monodelphus: Stamenlerin yalnız flamentleriyle ovaryum çevresinde bir tüp meydana getirecek şekilde birleşmesi.

Singenesis: Filamentlerin serbest fakat anterlerin birleşik olması.

Tetradinamus: Dört uzun ve iki kısa stamenin meydana getirdiği erkek organm topluluğu.






GİNEKEUM (Dişi Organlar Topluluğu)

Kısaca bir çiçeğin dişi organlar topluluğu demektir. Çiçeğin orta kısmında bulunan ginekeumun her bir elemanına PİSTİL adı verilir. Bir pistil bir ya da birçok karpelden meydana gelir.

Kısaca meyva yaprağı olarak bilinen karpel, pratikte kolaylıkla ayrılamaz. Kurumsal olarak bütün çiçek kısımlarının yapraktan kökenlendiği kabul edilir. Sepal ve petaller yaprağa benzediklerinden, aradaki ilişkiyi açıklamak kolaydır. Oysa stamenler ve pistiler pek yaprağa benzemediğinden ilişki net olarak görülemez. Ancak Nympheae (Nilüfer) bitkisinde petalden stamene kademeli geçiş net olarak görülmektedir. Bu bitkide petaller içe doğru gittikçe küçülerek, sonunda stamene dönüşürler.

Gelişmiş bir pistil başlıca 3 kısımdan meydana gelmiştir:

1- Ovaryum (yumurtalık) 2- Stilus (boyuncuk) 3- Stigma (başçık)

Stilus, stigma ile ovaryum arasında bulunan ince uzun kısımdır. Fakat her zaman bulunmayabilir. Bulunmadığı durumlarda stigma doğrudan doğruya ovaryumun üzerinden çıkar. Polenleri kabul işleri gören stigma ise papillalı bir yapıya sahiptir. Öyle ki bu papillalar her bir tür için sabit olup, farklı türlerden gelecek polenlerin çimlenmesini önleyici bir yapıya sahiptir.


OVARYUM DURUMLARI




Ovaryum ile ginekeum dışındaki çiçek kısımlarının reseptakulum üzerinde birbirine karşı olan durumlarına ovaryum durumları denir. Başlıca 3 tip ovaryum durumu vardır.

1- Alt durumlu ovaryum: Ovaryum, reseptakulum içine gömülmüştür. Korolla, kaliks ve stamenler ovaryumun üst tarafından çıkar.

2- Orta durumlu ovaryum: Kaliks ve korolla, stamen halkaları ovaryumun yan tarafından çıkar.

3- Üst durumlu ovaryum: Korolla, kaliks ve stamen halkaları ovaryumun alt kısmında bulunur.

Alt durumlu ovaryumda, bir kadeh şeklinde ovaryumu saran reseptakulum HİPANTİUM adını alır.

Ginekeum genel olarak sapsız olmakla birlikte, bazen GİNOFOR adı verilen bir sap üzerinde bulunur. Nadiren de ginofor stamenleri de taşır ki, bu durumda ginofor ANDROGİNOFOR adını alır.


ÇİÇEK SİMETRİLERİ

Çiçeklerin bir kısmı düzenli bir yapıya sahip oldukları halde, bir kısmı ise düzensiz bir yapı gösterirler. Düzensiz yapı gösteren çiçeklere ASİMETRİK ÇİÇEK adı verilir. Asimetrik çiçekler ise başlıca 3 kısma ayrılır:

1- Zigomorf : Tek simetrili çiçekler

2- Bilateral : Birbirine dik iki düzlemle iki simetrik parçaya ayrılan çiçekler.

3- Aktinomorf : İkiden çok simetri düzlemine sahip çiçekler.


ÇİÇEK DURUMLARI

Bazı bitkilerde çiçekler gövde üzerinden tek tek çıktıkları halde, bazı bitkilerde ise bir eksen üzerinde bir küme oluşturur ve çiçek durumunu meydana getirirler. Tek tek bulunan çiçekler ya bitkinin ucundadır (terminal), ya da yanal olarak yaprak koltuklarından çıkarlar (aksillar). Çiçeğin terminal halde bulunması gövde büyümesini önledikleri halde, aksillarda bulunanlar gövde büyümesini önlemezler.

Infloresens sapına PEDUNCUL adı verilir. Çiçekler eksen üzerinden BRAKTE adı verilen bir taşıyıcı yaprağın koltuğundan çıkarlar. Braktelerin büyüklükleri bitki gruplarında farklı olabildiği gibi bazen hiç bulunmayabilir. Eğer brakteler aynı nodyumda birden fazla sayıda bulunuyorlarsa İNVOLUKRUM adını alırlar. İkinci bir involukrum halkası varsa, bu İNVOLUSEL olarak adlandırılır. Bazı durumlarda ise çiçek durmunun tabanında genellikle beyaz veya renkli bir brakte bulunur ki bu SPATA adını alır.


RASEMÖZ ÇİÇEK DURUMLARI

Monopodial bir dallanma sonucu meydana gelmiş olup, hakim bir ana eksen vardır.

1- Basit Rasemöz:

- AMENTUM (Tırtıl, kedicik, sarkık başak): Erkek ve dişi çiçekleri tek eşeyli ve genellikle periantları bulunmayan, ana ekseni eğilme yeteneğinde olan sarkık duran spika çiçek durumu.

- KAPİTULUM (Kömeç, başçık): Sapsız çiçeklerin etlenmiş bir ana eksen üzerinde sık ve çok sayıda yerleşerek oluşturdukları salkımsı çiçek durumu.

- KORİMBOZ (Yalancı şemsiye): Şemsiyemsi salkım. Alttaki çiçek saplarının daha fazla uzayarak üst yüzeyinin düz bir çiçek kümesi oluşturdukları bir rasemöz çiçek durumu.

- RASEMÖZ (Salkımsı): Salkım biçiminde gelişen çiçek kümelerei için kullanılır.

- SPADİKS (Koçan): Ana ekseni etli ve kalın olan ekseriya bir spata ile çevrili olan basit rasemöz çiçek durumudur.

SPİKA (Başak): Ana ekseni uzamış, çiçekleri sapsız ve eksen üzerinde teker teker bulunan basit rasemöz çiçek durumu.


BİRLEŞİK RASEMÖZ

- Birleşik korimboz: Yan eksenleri dallanmış olan bir korimbozdur.

- Birleşik spika: Çiçek yerinde birer başak taşıyan bir spikadır.

- Birleşik umbella: Çiçekleri yerinde birer umbella taşıyan şemsiye durumudur.

- Panikula: Birleşik salkım. Yan dallar tekrar dallanmış bir rasemözdür.





MEYVA

Döllenmeden sonra ovaryumun gelişerek oluşturduğu yapıya meyva adı verilir. Bazı durumlarda meyva oluşumuna reseptakulum, hatta periantta katılabilir. Yine bazı durumlarda ise brakteler gelişerek meyvanın tabanını( meşeler), ya da tamamını (fındık) sarabilir.


- Ananas (Ananas comosus (L.) Merr.), muz (Musa L.) ve bazı portakal (Citrus L.) türlerinde polinizasyon olmadan normal meyve gelişimi olur. Polinizasyon gerçekleşmediği için döllenme olmaz. Bu nedenle bu meyveler genellikle tohumsuzdur.

- Diğer taraftan, döllenme gerçekleşebilir fakat ovuller olgun tohuma dönüşmez ama meyve gelişim seyrini devam ettirir. “Döllenme olmadan gelişen meyvelere partenokarpik meyve denir” tanımını çok katı olarak ele alırsak çekirdeksiz üzümler (Thompson çekirdeksiz üzümleri) partenokarpik meyve değildir. Çünkü döllenme olur ama ovuller tohuma dönüşmez.

- Gerçek meyvelerde ovaryumu oluşturan karpel gelişerek perikarpı (meyve kabuğu) oluşturur. Perikarp; ekzokarp, mezokarp ve endokarp olmak üzere üç kısımdan oluşmuştur.

- Birçok meyvenin oluşumuna diğer çiçek kısımları da katılır. Örneğin reseptakulum (Çilek = Fragaria vesca L.), tepaller (Dut = Morus L.), brakteler (Ananas = Ananas sativa Lindl.), çiçek durumu ekseni (İncir = Ficus L.) gibi. Bu durumda basit ve bileşik yalancı meyveden söz edilir.

Meyveler sınıflandırılırken aşağıdaki kriterler göz önüne alınmaktadır:

- Meyvenin geliştiği çiçeğin yapısı (tek çiçek veya çiçek durumu, ovaryum durumu).

- Meyve oluşumuna katılan ovaryum sayısı.

- Her bir ovaryumda bulunan karpel sayısı.

- Olgun perikarpın yapısı (kuru veya etli oluşu).

- Olgunlukta perikarpın açılıp açılmaması.

- Perikarp eğer açılıyorsa açılma şekli.

- Meyve oluşumunda diğer çiçek kısımlarının aldığı rol.


Bir meyva başlıca 3 kısımdan oluşur. En dışta eksokarp, ortada mesokarp ve en içte endokarp. Meyvanın içinde ise tohum bulunur.


Ekzokarp

Mesokarp

Endokarp


Meyvalar genel olarak 3 grup halinde toplanabilir:

1- Basit Meyvalar: Tek pistilli bir çiçekten (sinkarp ovaryumdan) meydana gelmiş meyvalar.

2- Aggregat Meyvalar: Çok pistilli bir çiçekten (Apokarp ovaryumdan) meydana gelmiş meyvalar.

3- Birleşik Meyvalar: Pek çok çiçek içeren bir çiçek durumundan meydana gelmiş meyvalardır.

1- BASİT MEYVALAR:

A) Açılan Kuru Meyvalar:


Folikül : Apokarp ginekeumlu çiçeklerde, her biri bağımsız pistil taşıyan ve boyuna yarılarak açılan kuru meyva.




Legümen : Tek karpelli bir ovaryumdan gelmiş meyva.



Lokulusid kapsula: Karpelleri sırt tarafından yarılarak açılır.




Operkulat kapsula: Tohumlar kapsülün tepesinde deliklerden atılmakta ancak deliklerin tepesinde bir kapak bulunmaktadır.




Piksid kapsula : Çevresel olarak yarılan ve bir kapak oluşturarak açılan meyva.



Porisid kapsula : Tohumlar kapsülün tepesinde bulunan bir delikten dökülen çok karpelli kuru meyva.

Septifragal kapsula: Karpellerin tabanında tohum taşıyan dış kısımları birbirinden ayrılarak yukarı doğru kıvrılır ve karpellerin iç kısımları bir sütun halinde kalır.

Septisid kapsula : Karpelleri birleşme yerince açılan kuru meyvadır.



Valvular kapsula : Karpelleri birbirinin üzerine binmeksizin bitişme yerlerinden açılabilen kuru meyvadır.


Silikula : İki karpelden oluşan ve karpellerin arasında yalancı bölme bulunan boyu eninin 3 katından az olan açılan kuru meyvadır.




Silikva : Yapı olarak silikulaya benzer, ancak boyu eninin 3 katından fazladır.





B) Açılmayan Kuru Meyvalar:

Aken : Kuru, küçük, bir tohumlu ve kendiliğinden açılmayan meyvalar.



Karyopsis : Üst durumlu bir ovaryumdan gelişen ve tohum kabuğunun (testa) meyva kabuğuna (perikarp) ayrılmayacak bir şekilde birleştiği tek tohumlu açılmayan kuru meyvadır.




Lomentum : Her bir bölümünde bir tohum bulunacak şekilde boğumlu olan ve boğumlardan kırılan, kuru açılmayan ve üst durumlu bir ovaryumdan oluşan meyva.



Nuks : Bir tek tohumu bulunan kendiliğinden açılmayan sert meyva.



Samara : Kanatlı açılmayan meyvadır.




Şizokarp : Birleşik bir ovaryumdan oluşan karpelleri yarılarak iki ya da daha fazla parçalara ayrılan, kuru, açınımsız, yalın meyva. Bu parçalardan her birine merikarp denir.




C) Etli Meyvalar:

Bakka (Üzümsü) : Meyva çeperi etli ve yumuşak.




Drupa (Eriksi) : Mezokarp etli olup, tohumla beraber, tohumu saran sert ve odunsu endokarp, meyvanın çekirdeğini meydana getirir. Tek veya çok tohumlu.





Hesperidyum (Limonsu): Sinkarp ve üst durumlu ovaryumdan meydana gelen, septumlar tarafından bölünmüş, bölümleri içinde özsu ile dolu çok sayıda özsu torbacıkları bulunan kalın ve derimsi bir kabukla örtülü etli meyvadır.




Peponidyum : İç kısmında septumlar tarafından ayrılmamış sulu ve kabuğu derimsi, alt durumlu bir ovaryumdan oluşmuş etli meyvadır.



2- Birleşik Meyvalar:

Bir çiçek durumundan meydana gelen meyvalardır.

Sinkonium (İnciris meyva): Etlenmiş ve çanak şeklini almış reseptakulum iç yüzeyinde eriksi (drupa), gevşek meyvalar olan bileşik yalancı meyva.




Sorosis (Dutsu meyva) : Bir eksen tarafından dizilmiş birçok çiçeğin çiçek örtüsünün etlenmesiyle oluşmuş eriksi meyvalar topluluğundan meydana gelmiş yalancı birleşik meyvadır.





3- Agregat Meyvalar:

Çok pistilli ve apokarp ovaryumlu bir tek çiçekten meydana gelmiş meyvalardır.





Meyvelerin yapısına katılan ek kısımları





Tohumsuz bakka tipi meyveler

Taç oluşturmuş brakteler

Etli karpel dokusu

Verimsiz ovul lokulusu

Fibröz eksen

Ananas (Ananas comosus (L.) Merr.)’ta koenokarpiyum tipi bileşik meyve.


AÇILAN KURU MEYVALAR





AÇILMAYAN KURU MEYVALAR





ETLİ MEYVALAR




PLASENTASYON TİPLERİ





Apikal: Bir organın tepe veya uç kısmı. Ovül, ovaryumun tepesine sarkık olarak bağlı olması durumudur.

Basal: Tohum taslaklarının yumurtalığın tabanında bulunması.

Eksensel: Birkaç karpelden meydana gelmiş, birleşik ve çok bölmeli bir ovaryumda tohum taslaklarının ovaryum ortasında bulunan bir eksen üzerinde dizilmesidir.

Marjinal: Tohum taslaklarının, karpellerin kenarlarına bağlı olması.

Paryetal: Tohum taslaklarının ovaryumun iç çeperi üzerinde olması.

Serbest sentral: Tabandan yukarı bir sütun üzerine yerleşmiş yumurtalık çeperi ile bağlantısı olmayan tohum taslakları düzeni.


ANGIOSPERMAE LERİN GENEL ÖZELLİKLERİ

Angiosperm’lerin oluştukları nadan başlayarak, diğer bitki gruplarına üstünlük sağlamaları, onlardan çok daha gelişmiş olmalarına ve vejetatif kısımlarının uyum göstrebilme kabiliyetlerine bağlanmaktadır. Bu açıdan, Angiosperm’lerin Gymnosperm’lere oranla bazı üstünlükleri vardır. Bunları en önemlileri:

  1. Angiosperm çiçeğinde tozlaşma ve döllenme büyük oranda güvence altındadır. Erkek gamet, yumurta hücresine stilus yardımı ile ulaşacağından, döllenmede sulu ortama gereksinim kalmamıştır.

  2. Angiospermlerde meyva oluşmuştur. Embriyoyu içerisinde saklayacak olan tohum taslağının, dış etkilerden daha iyi korunmasını sağlamak amacı ile karpellerden oluşan kapalı bir örtü (ovaryum), Angiosperm’lerde görülmektedir.

  3. Angiosperm gametofitleri, Gymnospermae’lere oranla daha kuvvetli bir indirgenme göstermektedir. Polen’lerde protalyum hücreleri yoktur. Bazı Gymnospermae’lerde erkek gametofit spermatozoid şeklindedir. Buna karşılık, suya bağımlılık gösteren bu özelliğe hiçbir Angiospermae üyesinde rastlanmaz.

  4. Gymnospem’lerde tek döllenme olayına karşılık, Angiosperm’lerde çift döllenme adı verilen olay gerçekleşmektedir.

  5. Gymnosperm’lerin yaşayan tüm üyeleri odunsu bitkiler olmasına karşılık, Angiosperm’lerde içinde odunsular yanında çok sayıda otsu üyelerde bulunmaktadır.

  6. Gymnosperm’lerde iletim demetlerine sadece trakeidlerin bulunmasına karşın, Angiosperm’lerde, odun dokularında (ksilem) trakeler bulunmaktadır.

Gymnosperm’ler de sadece kalburlu hücreler bulunurken, Angiosperm’lerde kalburlu hücrelerin yanında, arkadaş hücreleride bulunmaktadır.

  1. Gymnosperm’lerde çiçekler dişi kozalaklarda ve erkek organlarda toplanmasına karşın, Angiosperm’lerde çiçekler olağan üstü çeşitliliğe sahiptirler.


Kara yosunlarını talluslu bitkilerden ayıran farklar:

  1. Kara yosunlarında zigot çok hücreli bir embriyo meydana getirir ve ana bitkiyi terk etmez. Ana bitkiden aldığı besinlerle bölünerek çoğalır ve çok hücreli bir embriyo meydana getirir. Embriyo yeni meydana gelecek bitkinin bir taslağıdır. Embriyonun meydana gelmesi karada yaşamın bir sonucudur.

  2. Kara yosunlarında, karada yaşamın bir neticesi olarak bütün toprak üstü organları mumsu kutin tabakası ile kaplıdır.

  3. Kara yosunlarında eşey organları çok hücrelidir ve bu organların etrafında koruyucu vejetatif örtü vardır. Talluslu bitkilerde eşey organları genellikle bir hücrelidir. Çok hücreli olanlarda ise vejetatif örtü yoktur.

  4. Bütün kara yosunlarında eşeyli üreme oogami şeklindedir. Eşey organları gametofitin ucunda meydana gelir. Erkek gametofitin ucunda meydana gelen erkek eşey organına ANTERIDIUM adı verilir. Anteridiumlar çok hücreli olup, dışında koruyucu bir örtü mevcuttur. Anteridiumlar kıs bir sap, koruyucu bir örtü ve spermler olmak üzere 3 kısımdan meydana gelir. Dişi gametofitin ucunda meydana gelen dişi organa ARKEGONIUM adı verilir. Bu da çok hücreli olup, dış koruyucu bir örtü ile kaplanmıştır. Arkegoniumun içindeki birçok hücreden yalnız bir tanesi yumurta hücresini meydana getirir.

  5. Kara yosunlarında gametofit hakim durumdadır ve sporofit gametofite bağımlıdır. Sporofit tende çok hücreli sporangiumlar meydana gelir.


Kara yosunlarını trakeli bitkilerden ayıran başlıca özellikler:

  1. Kara yosunları nispeten küçük bitkilerdir. Boyları 2 mm den 60 cm ye kadar değişebilmekltedir. Kara yosunlarında döllenme de suya ihtiyaç vardır. Trakeli bitkiler ise daha büyük bitkilerdir ve çoğunlukla döllenme için suya ihtiyaç duymazlar.

  2. Kara yosunlarının bazılarının dış görünüşü kök, gövde ve yaprağa benzerse de gerçek kök, gövde ve yaprak yoktur.

  3. Kara yosunlarında gametofit genellikle büyüktür ve beslenme bakımından ortaktır. Sporofit daima gametofit üzerinde bulunur ve beslenme yönünden gametofite bağımlıdır. Trakeli bitkilerde, kara yosununun tersine olarak, gametofit çok küçük olup, yaşama bakımından sporofitr bağlıdır. Sporofit büyük olup, daima gametofiti üzerinde taşır.

Add document to your blog or website
Reklamlari:

Similar:

Tohumlu biTKİler sitematiĞİ iconÇİFTÇİleriMİZİn dikkatine tohumlu biTKİler

Tohumlu biTKİler sitematiĞİ iconYAĞli tohumlu biTKİler giRİŞ

Tohumlu biTKİler sitematiĞİ iconTohumlu biTKİler çalişma sorulari

Tohumlu biTKİler sitematiĞİ icon2012 Yılı Ürünü Yağlı Tohumlu Bitkiler, Hububat Ve Baklagil Fark Ödemesi Desteği İçin İlk Ve Son Müracaat Tarihleri

Tohumlu biTKİler sitematiĞİ iconTÜRKİye tarim havzalari üretim ve destekleme modeline göre 2010 yili üRÜNÜ yağli tohumlu biTKİler fark

Tohumlu biTKİler sitematiĞİ iconBitki Sistematiği Bitkiler Aleminde Ağacın Yeri Bitkiler alemi yaklaşık 500 bin

Tohumlu biTKİler sitematiĞİ iconBitkiler yeryüzünde yaşamın anahtarıdır. Bitkiler olmasaydı pek çok canlı organizma yaşamını sürdüremezdi; çünkü üstün yapılı yaratıklar, yaşam biçimleriyle

Tohumlu biTKİler sitematiĞİ icon7. Ünite: Islam Hukukunun Sitematigi,Literatürü ve Genel Prensipleri

Tohumlu biTKİler sitematiĞİ iconTohumlu bitkilerin üreme organlarını taşıyan kısımdır

Tohumlu biTKİler sitematiĞİ iconAÇik tohumlu biTKİlerin yetiŞTİRİCİLİĞİ Mesleki ve Teknik Kurslar

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©trdocs.org 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page