1- aişe sütunu, Ravza-i Mutahhara'nın ortasında yer alır. Peygamberimiz (s a. V.) kıblenin değiştirilmesinden sonra iki ya da üç ay süreyle bu sütunu mihrap

Reklamlari:



Indir 19.37 Kb.
Title1- aişe sütunu, Ravza-i Mutahhara'nın ortasında yer alır. Peygamberimiz (s a. V.) kıblenin değiştirilmesinden sonra iki ya da üç ay süreyle bu sütunu mihrap
Date conversion14.05.2013
Size19.37 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.besiktasmuftulugu.gov.tr/FileUpload/ds35500/File/sutunlar.doc
Hz. Aişe (Kur'a Sütunu)


HZ. AİŞE SÜTUNU

1- Aişe sütunu, Ravza-i Mutahhara'nın ortasında yer alır. Peygamberimiz (s.a.v.) kıblenin değiştirilmesinden sonra iki ya da üç ay süreyle bu sütunu mihrap edinmişti. Daha sonra ise Muhallaka Sütunu'nun olduğu yeri mihrap olarak kullandı.

Bu sütunun böyle isimlendirilmesinin sebebi:

2- Bazı sahabeler bir gün Hz. Aişe'nin yanında oturuyorlardı. Hz. Aişe'nin yeğeni Urve b. Zübeyr de bu meclisteydi. Hz. Aişe bu guruba şöyle söyledi: "Mescitte öyle bir sütun var ki insanlar onu bilseler yanında namaz kılmak için oklarla birbirlerine girerler!" Bu söz üzerine oradakiler bunun hangi sütun olduğunu sordular. Hz. Aişe ise cevap vermedi.

3- Yanındakiler kalktıktan sonra Hz. Aişe, İbn Zübeyr'e gizlice birşeyler söyledi. O da kalkıp bu sütunun yanına geldi ve orada namaz kıldı. Oradaki bazı sahabiler de Urve'nin ne yapacağını gözlüyorlardı. Urve burada namaz kıldıktan sonra bu sahabelerde gelip sütunun yanında namaza durdular. Bunun üzerine bu sütun Aişe sütunu olarak adlandırıldı. Bugün de üzerinde "Aişe Sütunu" yazmaktadır.

Aişe sütununun diğer isimleri:

A- Kura Sütunu: Aişe sütununun diğer bir ismi de kura sütunudur. Bunun nedeni Hz. Aişe'nin yukardaki konuyla ilgili başka bir rivayette, "...İnsanlar onu bilseler yanında namaz kılmak için oklarıyla kura atarlardı!" demesidir.

B- Muhacirler Sütunu: Muhacirler bu sütunun etrafında toplandıkları için bu sütuna muhacirler sütunu da denmiştir.


Heyetler Sütunu (Üstuvanetü'l-Vüfud)


HEYETLER SÜTUNU

1- Allah Resulü (s.a.v.) kendisine gelen Arap heyetleriyle bu sütunun yanında oturarak görüşür ve onlardan İslama uyma üzerine biat alırdı. Ayrıca Beni Temim heyetinin gelip Hz. Peygamber'i (s.a.v.) odaların arka tarafından yüksek sesle çağırmaları hadisesi de bu sütunun yanında cereyan etmişti. Bu heyet gelip Hz. Peygamber (s.a.v.)'e şöyle seslenmişlerdi "Ey Muhammed! Yanımıza gel! Seninle şan şeref yarışına girelim!" Bunun üzerine yüce Allah şu ayetleri indirdi: "(Resulüm!) Sana odaların arka tarafından bağıranların çoğu aklı ermez kimselerdir. Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi elbette kendileri için daha iyi olurdu."

2- Peygamberimiz (s.a.v.) bunlarla görüşmek için çıkarak Mescitte bu sütunun yanına oturdu. Bunun üzerine Beni Temim heyeti de oraya geldi ve hatipleri olan Attar b. Hacip kavmini öven sözlere başladı. Allah Resulü (s.a.v.) de Sabit b. Kays'a buna karşılık vermesini emretti. Ardından Beni Temim'in şairi Züberkan b. Bedr kalkarak girişi şöyle olan bir kaside söyledi: "Bizler şerefli bir kavimiz, hiç bir şehir bize denk değil!

Krallar bizden çıkar ve ganimetin dörtte birini biz alırız."

Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.) şairi Hassan b. Sabit'i çağırttı. Hassan nefes nefese kalmış bir halde çarşıdan getirildi. Hz. Peygamber (s.a.v.) ondan Beni Temim'in şairine karşılık vermesini istedi.

Hassan da hemen irticali olarak aynı vezin ve kafiyede girişi şöyle olan bir kaside söylemeye başladı: "Fihr soyunun ileri gelenleri ve kardeşleri insanlara uyulacak bir yol çizdi, Bundan kalbinde, Allah korkusu ve onun emrine saygı olan herkes hoşnut, Bu topluluk düşmanla savaşınca onu mahveder, dosta yardım etmek isterse mutlaka eder."

3- Kaside tamamlanınca Temim kabilesinden Akra b. Hâbis kalkarak "Babam üzerine yemin olsun ki! Bu adama gerçekten Kitap verilmiştir! Onun hatibi bizimkinden daha üstün, şairi de bizimkinden daha iyi şair. Sesleri de daha gür ve yüksek" dedi. Neticede Temim kabilesi müslüman oldu. Bunun üzerin Allah Resulü (s.a.v.) onları en güzel hediyelerle mükafaatlandırdı.

4- Hz. Peygamber (s.a.v.) yine aynı sütunda Beni Sa'd b. Bekir heyetini temsil eden Dımam b. Sa'lebe'yi de karşılamıştır. Bu karşılama şöyle meydana geldi: Dımam Allah Resulü (s.a.v.) ve ashabın olduğu yere kadar gelerek durdu. Hz. Peygamber'i tanımadığı için onlara doğru dönüp "Abdulmuttalib'in oğlu hanginiz?" diye sordu.

5- Peygamberimiz (s.a.v.) "Abdulmuttalib'in oğlu benim!" dedi. Adam "Muhammed mi? Ey Abdulmuttalib'in oğlu. Sana bazı sorular soracağım ve biraz başını ağrıtacağım, bana darılma ve alınma" dedi. Allah Resulü (s.a.v.) de "Aklına geleni sor, darılmam" diye karşılık verdi. Bunun üzerine Dımam: "Senin, senden öncekilerin ve sonrakilerin İlahı olan Allah aşkına söyle! Sana, bize yalnızca O'na ibadet etmeyi ve O'na ortak koşmamayı, ecdadımızın ibadet ederek O'na ortak koştukları şeyleri tümüyle terketmeyi emretmen için Allah mı emir verdi?" diye sordu. Peygamberimiz (s.a.v.) buna "Evet" diye karşılık verdi. Dımam devamla: "Senin senden öncekilerin ve sonrakilerin ilahı olan Allah aşkına söyle! Beş vakit namaz kılmayı Allah mı emretti?" dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) yine "Evet "cevabını verdi.

Dımam bundan sonra dinin vecibelerini teker teker sayarak aynı şeyi sordu ve Hz. Peygamber (s.a.v.) hep "Evet" cevabını verdi. Sonunda Dımam kelime-i şehadet getirerek müslüman oldu ve "Ben dinin bu vecibelerini yerine getirip bundan fazlasını yapmam" diyerek, geri dönmek için devesine doğru gitti. Bunun üzerine Allah Resulü (s.a.v.): "Eğer doğru söylediyse kurtuluşa erdi" buyurdu. Başka bir rivayette "Eğer şu saçı örgülü adam doğru söylediyse cennete girer" buyurmuştur.

6- Bu sütun ayrıca "Gerdanlık Meclisi" olarak da bilinir. Zira ashabın en üstün şahsiyetleri burada biraraya gelirdi.


Heyetler-Bekçiler-Serir Sütunları


BEKÇİLER SÜTUNU

1- Peygamberimiz (s.a.v.) Yahudi ve Hristiyanların İslama ve müslümanlara olan kinini görünce Ashab'tan nöbetle kendisini korumalarını istedi. Peygamberimiz'e (s.a.v.) muhafızlık yapmış bu kişilerden bazıları şöyledir.

** Ali b. Ebu Talip

** Sa'd b. Ebu Vakkas (Hadis-i şerifte bildiriliyor)

** Sa'd b. Muaz (Bedr günü muhafızlık yapmıştır)

** Muhammed b. Mesleme (Uhud günü muhafızlık yapmıştır)

** Bilal b. Rabah (Vadi'l-Kurâ'da muhafızlık yapmıştır.)

2- Yüce Allah, "Allah seni insanların vereceği zararlardan korur" ayetini indirince Peygamberimiz (s.a.v.) odasından dışarıya çıkıp muhafızlara bu ayeti okumuş ve onları göndermiştir.

3- Emiru'l-Müminin Ali b. Ebu Talip de bu sütunun yanında onu arkasına alarak namaz kılardı.


Mihrabın Arkasında Muhallaka Sütunu


Bu sütunun böyle isimlendirilmesinin sebebi:

1- Allah Resulü (s.a.v.) bir namaz esnasında kıble tarafında yerde bir balgam gördü ve bu onun ağırına gitti. Ancak bu defa balgamın yüzüne sürüldüğünü farketti ve kalktığında bunu eliyle silerek şöyle dedi: "Biriniz namaza durduğunda rabbine niyaz eder. Rabbi onunla kıble arasındadır. Bu yüzden kimse kıble tarafına doğru tükürmesin! Soluna ya da ayaklarının altına tükürsün!" Başka bir rivayete göre ise: Bu sırada bir sahabe kalkarak ve yerden tükrüğü silerek yerine "halûk" denilen güzel kokudan sürmüş ve bu Peygamberimiz (s.a.v.)'in hoşuna gitmiştir. Bu, Mescid-i Nebevi'ye sürülen ilk güzel koku kabul edilir.

2- Muhallaka ismi bu sütunla birlikte, buna doğu tarafından komşu başka bir sütuna da verilmiştir.


Ebu Lübabe (Tövbe) Sütunu


TEVBE SÜTUNU

Bu, büyük sahabi Ebu Lübabe el-Ensari'nin kendini bağlayarak bir nevi tutsak ettiği sütundur. Ebu Lübabe buradayken şöyle adamıştır: "Allaha yemin olsun ki Allah tevbemi kabul edinceye ve Hz. Peygamber (s.a.v.) beni çözerek serbest bırakıncaya kadar kendimi çözmeyeceğim!"

Ebu Lübabe Olayı:

Peygamberimiz (s.a.v.) antlaşmalarını bozarak ihanet eden ve düşman ordusuyla birleşen Beni Kurayza Yahudilerini muhasara etmişti. Bu muhasara uzun sürüp kalplerine korku düşünce Yahudiler Peygamberimiz'den (s.a.v.) kendilerine görüşmeleri için elçi olarak Ebu Lübabe'yi göndermesini istediler. Zira Ebu Lübabe'nin İslamdan önce Yahudilerle antlaşması vardı.

Ebu Lübabe Yahudilerin yanına geldiğinde Yahudiler çocuklarını ona doğru gönderdiler. Çocuklar hep birlikte ona yalvarıyor, kadınlar ise merhamet dilenerek bağırışıyorlardı. Geldiğinde Ebu Lübabe'ye sordular: "Ne dersin Muhammed'in vereceği hükme razı olalım mı?" Ebu Lübabe ise: "Eğer buna razı olursanız..." diyerek eli ile boğazını kesme hareketi yaptı ve bununla "Muhammed sizi keser" demek istedi. Ebu Lübabe bunu şöyle anlatıyor: "Allaha yemin ederim ki daha geriye bir adım bile atmadan Allaha ve Resulüne ihanet ettiğimi anladım." Bunun üzerine Ebu Lübabe artık Hz. Peygamber'in (s.a.v.) yanına gitmedi ve doğrudan Mescitteki bu direğin yanına giderek kendini bağladı. Peygamberimiz (s.a.v.) bunu işittiğinde şöyle dedi: "Eğer önce bana gelip af dileseydi afvederdim. Fakat o kendince böyle yaptığı için Allah onun tevbesini kabul edinceye kadar onu ben serbest bırakamam."

Beni Kureyza Yahudilerinin kuşatması bittiğinde Peygamberimiz Medine'ye döndü. Ebu Lübabe hâlâ daha bağlı olduğu sütunda duruyordu. Kızı yanına gelip onu namaz ve ihtiyaçları için çözüyor ve tekrar bağlıyordu.

Peygamberimiz (s.a.v.) Ümmü Seleme'nin evindeyken Allah Teala ona Ebu Lübabe'nin tevbesini kabul ettiğini bildirdi. Ümmü Seleme bununla ilgili olarak şöyle der : "Peygamberimiz (s.a.v.)'i bir seher vaki gülerken gördüm. Ona :"Ey Allah Resulü! Allah yüzünü her zaman güldürsün! Gülmenin sebebi nedir?" diye sordum. Allah Resulü (s.a.v.): "Ebu Lübabe'nin tevbesi kabul edildi" dedi. Ümmü Seleme ise: "Ona müjdeleyeyim mi, Ey Allahın Resulü" diye sordu. Hz. Peygamber (s.a.v.) de " İstiyorsan tabi ki" cevabını verdi. Bunun üzerine Ümmü Seleme odasının kapısına çıktı ve -hicap emri henüz gelmemişti- "Müjde! Ey Ebu Lübabe, Allah seni afvetti" diye seslendi.

Ebu Lübabe'nin Allah tarafından bağışlandığı haberi duyulunca halk onu bu durumundan kurtarmak için hemen Ebu Lübabe'nin yanına geldi. Ebu Lübabe ise: "Hayır! Beni Peygamberimiz (s.a.v.) gelip kendi elleriyle serbest bırakıncaya kadar kendimi buradan çözmem" dedi.

Sabah namazından sonra Peygamberimiz (s.a.v.) Ebu Lübabe'nin yanına gelerek onu serbest bıraktı. Bu olaydan sonra Ebu Lübabe'nin kendini bağladığı sütun "Tevbe Sütunu" olarak bilinir oldu.


Serir Sütunu (Peygamberimizin İ'tikafa Girdiği Yer)


SERİR SÜTUNU

1- Bu sütun Peygamberimiz (s.a.v.)'in itikaf ettiği yerdedir. Hz. Peygamber (s.a.v.) için bu sütunun yanına yapraksız ve yapraklı hurma dallarından bir yatak konurdu. Bu sütun bugün Peygamberimiz (s.a.v.) odasının penceresine bitişiktir.

2-Peygamberimiz (s.a.v.) mescitte itikaftayken buradan başını odasının içinde bulunan Hz. Aişe'ye uzatır o da Allah Resulü'nün (s.a.v.) saçını düzeltir ve tarardı.

Add document to your blog or website
Reklamlari:

Similar:

1- aişe sütunu, Ravza-i Mutahhara\Bu sütunu takip edenler bilirler ki biz uzun zamandan beri, dünya üretiminin yüzde 20’sini yapan abd toparlanmadan dünya çukurdan çıkamaz diye düşünüyorduk

1- aişe sütunu, Ravza-i Mutahhara\Mihrap aldım kıblem oldu

1- aişe sütunu, Ravza-i Mutahhara\Özkan amca, her gün saat 07. 00 ’ye kadar uyur. Gece, saatini kurmadan uyumaz. Sabah, saatin zili çalınca hemen yataktan kalkar. Kalktıktan sonra duş alır

1- aişe sütunu, Ravza-i Mutahhara\Yer yüzündeki sular, güneşin sağladığı enerji ile sürekli bir döngü içinde bulunur. İnsanlar, ihtiyaçları için, suyu bu döngüden alır ve kullandıktan sonra

1- aişe sütunu, Ravza-i Mutahhara\Sevgili adaşım Aişe (r a)’e

1- aişe sütunu, Ravza-i Mutahhara\Aişe akpinar doğum Tarihi: 01. 12. 1967

1- aişe sütunu, Ravza-i Mutahhara\Ehl-i beyt ve aiŞe bint-i ebu bekiR

1- aişe sütunu, Ravza-i Mutahhara\Üretim tesisleri 5 yil süreyle kiraya verilcektiR

1- aişe sütunu, Ravza-i Mutahhara\HZ. AİŞE'ye atilan iFTİrada hz. Fatima ve hz. Ali'Nİn tutumu nasildi? Ne yaptilar bu olay karşisinda?

1- aişe sütunu, Ravza-i Mutahhara\Post modern şehrin ortasında felsefe

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©trdocs.org 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page