12. sinif türk edebiyati III. ÜNİte cumhuriyet döneminde coşku ve heyecani dile getiren metinler (ŞİİR)

Reklamlari:



Indir 77.68 Kb.
Title12. sinif türk edebiyati III. ÜNİte cumhuriyet döneminde coşku ve heyecani dile getiren metinler (ŞİİR)
Date conversion03.05.2013
Size77.68 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://tolgacinarkml.k12.tr/yonetim/db/belgeler/12.TÜRK EDEBİYATI 3.ÜNİTE-20130111-125733.doc
12.SINIF TÜRK EDEBİYATI

III. ÜNİTE

CUMHURİYET DÖNEMİNDE COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER (ŞİİR)

1.Saf (Öz) Şiir Anlayışı


Saf (öz) Şiirin Özellikleri -

  • Şiirde her türlü ideolojik sapmanın dışında kalarak sadece okuyucuda estetik haz uyandıran şiir yazma eğilimi, bu şairleri her türlü mektepleşme eğiliminin dışında kalıp müstakil şahsiyetler olarak şiir yazmaya yöneltmiştir.

  • Saf şiir anlayışına sahip şairler Milli Edebiyat Dönemi şiir hareketlerinden etkilenmişlerdir.

  • Şiiri soylu bir sanat olarak kabul eden bu şairlerde düşsel(hayali) ve bireysel yön ağır basar.

  • Saf şiir anlayışında estetik tavır ön plandadır. Bu anlayıştaki şairler didaktik bilgiden uzak durup; bir şey öğretmeyi değil, musikiyle ya da musikinin çağrıştırdığı, uyandırdığı imgelerle insanın estetik duyarlılığını doyurmayı amaç edinirler.

  • Saf şiir anlayışına sahip şairler şiirde anlama fazla önem vermezler. Anlaşılmak için değil; duyulmak, hissedilmek için şiir yazarlar.

  • Sanatın form sorunu olduğuna inanan bu şairler için önemli olan iyi ve güzel Şiir yazmaktır. Bu anlayışla kendilerine özgü özel imge düzeni oluştururlar.

  • Özgün ve yaratıcı olan bu imgeler dilin mantığına uygun ve dilin anlam alanını genişletip dile yeni olanaklar sunacak bir yapıya sahiptir.

  • Dilde saflaşma düşüncesi kendini rahat şiir yazma şeklinde başat(baskın) öğe olarak gösterir.

  • Şiirsel söylemin zirvesine ulaşmak düşüncesiyle dilin yücelişi paralellik gösterir.

  • Şiiri soylu bir sanat olarak kabul eden bu şairlerde düşsel ve bireysel yön ağır basar.

  • İçsel ve bireysel bir yaklaşımla evrensel insan tecrübesini dile getirirler.

  • Saf şiir anlayışına sahip şairler daha çok serbest nazımla şiirlerini yazmışlardır.

  • Şiirde biçim endişesi duyan bu şairlerde dize ve dil baş tacıdır.

  • Disiplinli çalışarak mükemmele varan halis şiir yazma endişesi kendisini hissettirir.

  • Şairlerde sembolizm akımının izleri görülür.

  • Gizemselcilik bireyselcilik, ruh, ölüm ,masal ,mit temaları yoğun olarak işlenir.



Necip Fazıl Kısakürek (1904–1983)

  • İstanbul’da doğmuş Felsefi şiirin en önemli temsilcilerindendir.

  • “Ağaç ve Büyük Doğu” dergilerini çıkarmıştır.

  • Şiirlerinde metafizik ve soyut konulara sıkça yer vermiştir.

  • Şiiri oluşturan temel iki unsurun his ve fikir olduğunu belirtmiştir.

  • Şiirlerinin içyapısı kadar dış yapısı da sağlamdır. Bu yüzden ölçüye ve kafiyeye yer vermekten korkmaz.

  • Şairin ilk şiirlerinde Halk ve Tekke şairlerine ait biçim ve özlerin, çağdaş bir içerikle yenileştiği görülür.

  • Önceleri dini havadan uzak şiirler yazmış, sonraları ise Allah yolunu anlatmayı amaç edinmiş, sanatı inançlarının sesi haline getirmiştir.

  • Bütün şiirlerini heceyle yazmış ve biçime ısrarla bağlı kalmıştır.

  • Şiirlerinde kolay anlaşılan fakat yorum gerektiren söyleyişler vardır.

  • Şiiri “Mutlak Hakikat’i arama işi” olarak tanımlamıştır.

  • Şiirlerinde insanın evrendeki yeri, madde ve ruh meseleleri, insanın içindeki çatışmaları ve metafizik olayları konu olarak ele almıştır.

  • Örümcek Ağı, Kaldırımlar, Ben ve Ötesi, Çile (şiir); Tohum, Bir Adam Yaratmak, Künye, Satırbaşı, Para, Reis Bey, Ahşap Konak (tiyatro); Çöle İnen Nur, Büyük Doğu’ya Doğru, Çerçeve, İdeologya Örgüsü (fıkra ve makaleleri); Babıali(hatıra); Birkaç Hikaye Birkaç Tahlil, Ruh Burkuntusundan Hikayeler, Hikayelerim (hikaye) önemli eserleridir.


Ziya Osman Saba (1910–1957)

  • Şiirlerinde çocukluk özlemi, anılara düşkünlük, ev ve aile sevgisi, yoksul yaşamlara karşı utanç ve acıma, Allah’a kulluk, kadere boyun eğme, küçük mutluluklara yetinme ve ölüm gibi konuları işlemiştir.

  • Hece ölçüsünü kullanmakla birlikte 1940’tan sonra serbest şiir yazmaya başladı.

  • Dili gayet sade ve açıktır.

  • Sebil ve Güvercinler, Geçen Zaman, Nefes Almak (Şiirleri); Mesut İnsan Fotoğrafhanesi (hikâye) önemli eserleridir.


Cahit Sıtkı Tarancı (1910-1956)

  • Diyarbakır’da doğmuş, çeşitli kamu kuruluşlarında çalışmıştır.

  • Hececi Şiir Geleneğini Sürdüren Şairlerimizdendir.

  • Şiirlerinde sürekli bir sıkkınlık, hoşnutsuzluk, bıkkınlık sezilir. Şiir onu hayata bağlayan tek nedendir.

  • Ahmet Haşim gibi çirkinliğinden ve sevilmediğinden bahseder.

  • Şiirlerinde ölüm korkusu, yaşama bağlılık, çocukluk günleri, zamanın geçiciliği en çok işlediği temalardır.

  • Şiirlerinde heceye bağlı kalmakla beraber serbest şiire de karşı çıkmamıştır.

  • Şiirde ses güzelliğine önem verir. Şiirin bir kelime işi olduğunu, duygunun, fikirlerin, buluşların sonradan geldiğini savunur.

  • Yalın, içten, ahenkli bir dille şiirler yazmıştır. Yalın bir söyleyişi olmasına rağmen yer yer imge ve sembollere başvurmuştur.

  • Şiir hakkındaki görüşlerini değişik makale ve denemelerle gazetelerde açıklamış olmasına rağmen arkadaşı Ziya’ya yazdığı mektuplar da şairi tanıma açısından önemlidir.

  • Ömrümde Sükût, Otuz Beş Yaş, Düşten Güzel (şiir) önemli eserleridir.


Ahmet Muhip Dıranas (1909-1980)

  • Sinop’ta doğmuş, çeşitli kamu kuruluşlarında görev yapmıştır.

  • Fransız sembolistlerinin ve yeni izlenimcilerinin sanat anlayışını benimsemiştir.Vezin ve kafiyeye büyük önem veren bu anlayış, tabiattaki bir anlık görünüşten yola çıkarak, onun gerisindeki saf düşünceye yönelir.

  • Şiirlerinde biçim kurallarına sımsıkı bağlı olduğu görülür. Sanatı bir ruh disiplini olarak görür. Biçimi ise bir disiplin yansıması olarak tanımlar.

  • Sembolistlerde olduğu gibi üç dört satırlık cümleler kurmuştur.

  • Ölçü ve kafiyeye sıkı sıkıya bağlıdır. Ölçüdeki durakları kaldırmıştır.

  • Sese ve ahenge önem verir. Kafiyeleri dikkatli ve olgundur.

  • Sone ve Terzarima’yı başarıyla kullanmıştır.

  • Şiirlerinde ruhun dalgalanışlarını dile getirmiştir.

  • Şiirlerinde konu olarak Anadolu’yu, memleket manzaralarını, tabiat ve tarih sevgisini işlemiştir.

  • Anadolu ağzına özgü söyleyişleri şiirlerin de ilk kullanan da odur.

  • Destanımsı şiirleri de vardır. (Olvido, Dağlara, Ağrı)

  • Fransız şair Baudelaire’inin etkisindedir.

  • Gölgeler, O Böyle İstemezdi (Tiyatro); Şiirleri İş Bankasınca 1974 yılında "Şiirler" adı altında toplanmıştır.


2. Serbest Nazım ve Toplumcu Gerçekçi Şiir

  • Toplumcu gerçekçi şiir, serbest nazım özellikleri taşır.

  • Toplumcu gerçekçi şiir, ideolojik içerikli bir şiirdir.

  • Toplumcu gerçekçi şiir, o güne kadar görülmemiş, denenmemiş bir görsellik, karmaşık biçimli teknikler barındıran bir şiirdir.

  • Politik bir içerik taşıması şiirin etkileme ve belirleme gücünü yükseltmiştir.

  • Şiirdeki paralel, simetrik akışlar ve kırılmalar Rus şair Mayakovski’den gelen yansımalardır.

  • Materyalist ve Marksist bir dünya görüşü üzerinde temellendirilmiştir.

  • Toplumcu gerçekçi şiir söylev üslubundan yararlanmıştır.

  • Toplumcu gerçekçi şiirler geniş kitlelere hitap etmek ve onları harekete geçirmek amacıyla yazılmıştır.

  • Toplumcu gerçekçi edebiyat, halkçılık, köycülük kavraları ile hümanist bir düşünce etrafında şekillenen bir edebiyattır.

  • Toplumcu gerçekçi anlayışın ekseninde “insan, toplum ve üretim ilişkileri” vardır.

  • Toplum için sanat anlayışı vardır.

  • Sanatkâr toplumun ruh mühendisidir.

  • Toplumcu gerçekçi edebiyat eğitsel bir işlevle yüklüdür. Sosyalist bireyselliğin geliştirilmesi bu edebiyatın ana amacıdır.

  • Sanat her türlü dinsel ve töresel bağlardan kurtulmalıdır.

  • Toplumcu gerçekçi edebiyat, programa dayalı ve tezi olan bir edebiyattır.

  • Toplumcu gerçekçi edebiyata iyimser bir bakış açısı egemendir.

  • Toplumcu gerçekçi edebiyatta insanı belirleyen en temel öğe kolektivizmdir.

  • Nazım Hikmet, Beşir Fuat, Hoca Tahsin Efendi, Abdullah Cevdet, Ercüment Behzat Lav ve Kadro dergisi yazarları (Şevket Süreyya Aydemir, Vedat Nedim Tör ) bu edebiyat anlayışının öncüleridir.


Nazım Hikmet (1902–1963)

  • 1940'lı yıllarda, Yeni Edebiyat, Ses, Gün, Yüüyüş, Yığın, Baştan, Barış gibi toplumcu dergilerde İbrahim Sabri, Mazhar Lütfi takma adlarıyla ya da imzasız olarak bazı şiirleri çıkmıştır.

  • Şiirlerinden bir çoğu müzisyen Zülfü Livaneli tarafından bestelendi.




  • İlk şiirlerini hece vezni yazmaya başlamasına rağmen içerik bakımından diğer hececilerden uzaktı.

  • Hece vezninden ayrılarak Türkçenin seslik özellikleri ile armoni oluşturan serbest vezini benimsedi.

  • O, Biçim açısından bakıldığında, serbest nazım, serbest şiir, özgür koşuk adlarıyla nitelenen ve şiirden ölçü, uyak gibi bağları atan bir akımın başlatıcısıdır.

  • Ona göre şiirde asıl önemli olan öz’dür. Biçim öze uydurulmalı, özü bir kat daha belirgin kılmalıdır.

  • Moskova’dayken tanıdığı gelecekçilik, kuruculuk akımlarından etkilenerek yazdığı şiirlerinde ölçüyü atmakla birlikte uyağı boşlamaz.

  • Şeyh Bedrettin Destanı"nda şiirini tam anlamıyla bir ulusal bireşime ulaştırdı. Divan ve halk şiiri söyleyişlerini, çağdaş bir şiir anlayışı içinde eritti.

  • " En önemli eserlerinden "Memleketimden İnsan Manzaraları"nda 2'nci Meşruriyet'ten 2'nci Dünya Savaşı'na kadar uzanan geniş bir zaman diliminin öyküsünü destanlaştırdı. Düzyazı, şiir, senaryo tekniklerinin iç içe kullanıldığı bu eser, yeni bir türün habercisi oldu.

  • 835 Satır, (1929) Jokond ile Si-Ya-u, (1929) Varan 3, (1930) 1 + 1 = 1, (1930) Sesini Kaybeden Şehir, (1931) Benerci Kendini Niçin Öldürdü, (1931) Gece Gelen Telgraf, (1932) Taranta Babu'ya Mektuplar, (1935) Portreler, (1935) Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936) Saat 21-22 Şiirleri, (1965) Kurtuluş Savaşı Destanı, (1965), Dört Hapishaneden, (1966) Rubailer, (1966) Memleketimden İnsan Manzaraları, (1966-1967) Kuvayi Milliye, (1968) (şiirleri); Kafatası (1932) Bir Ölü Evi (1932) Unutulan Adam (1935) Ferhat ile Şirin (1965) Sabahat (1965) İnek (oyun) (1965) Ocak Başında / Yolcu (iki oyun birarada), (1966) Yusuf ile Menofis (1967) Yolcu (Oyunları); Kan Konuşmaz, (1965) Yeşil Elmalar (yedi yazardan derleme), (1965) Yaşamak Güzel Bir Şey Be Kardeşim, (1967) Ivan Ivanovic Var mıdır Yok mudur?, (Romanları) ; İt Ürür, Kervan Yürür (Orhan Selim adıyla gazetelerde yazdığı yazılar), (1965) (Fıkraları); Sevdalı Bulut, (1968) (Masal kitabı) önemli eserleridir.



3.Milli Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdüren Şiir (Beş Hececiler)

  • Hecenin beş şairi adıyla da anılan bu sanatçılar milli edebiyat akımından etkilenmiş ve şiirlerinde hece veznini kullanmışlardır.

  • Şiirde sade ve özentisiz olmayı ve süsten uzak olmayı tercih etmişlerdir.

  • Beş hececiler şiire birinci dünya savaşı ve milli mücadele döneminde başlamışlardır.

  • Beş hececiler ilk şiirlerinde aruz veznini kullanmışlar daha sonra heceye geçmişlerdir.

  • Hece vezni ile serbest müstezat yazmayı da denemişlerdir.

  • Mısra kümelerinde dörtlük esasına bağlı kalmadılar yeni yeni biçimler aradılar.

  • Nesir cümlesini şiire aktardılar ve düzyazıdaki söz dizimini şiirlerde de görülmesi beş hececiler de çok rastlanan bir özelliktir.

  • Şiirde memleket sevgisi, yurdun güzellikleri, kahramanlıklar ve yiğitlik gibi temaları işlemişlerdir.

  • Beş hececiler şu sanatçılardan oluşmuştur: Faruk Nafiz Çamlıbel, Yusuf Ziya Ortaç, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon


Faruk Nafiz Çamlıbel (1898–1973)

  • İstanbul’da doğmuştur. Edebiyat fakültesini yarıda bırakmış, edebiyat öğretmenliği ve İstanbul milletvekilliği yapmıştır.

  • Milli Edebiyat akımın etkisinde kalmıştır.

  • Şiire I.Dünya Savaşı yıllarında aruzla başladı. Daha sonra da hece vezniyle şiirler yazmaya başladı; fakat heceyle şiirler yazarken aruzla de yazmaya devam etti.

  • Aruzla ve heceyle yazdığı şiirlerinde ahengi yakaladığı görülür.

  • Duygu ve düşünceyi bir arada yürüten, romantik ve realist konu ve hayatları işleyen şiirleriyle ün yapmıştır.

  • Lirik bir şekilde aşkı anlattığı şiirleriyle gençlerin büyük beğenisini kazanmıştır.

  • Anadolu’yu gerçek anlamda şiire konu edinen ilk sanatçımızdır.

  • Şiirlerinde Anadolu’yu ve memleket sevgisini anlatır. Anadolu’yu karış karış gezerek tanığı dönemdeki şiirlerinde derin bir memleket sevgisi görülür.

  • Şiirlerindeki başlıca temalar aşk, hasret, tabiat, ölüm, kahramanlık ve ihtirastır.

  • Dili akıcıdır. Şiirlerinde halkın konuşma dilinden aldığı kelimeleri kullanması şiirlerin sevilmesine sağlamıştır.

  • Söz sanatlarına yer veren güçlü bir üslubu vardır.

  • Nesir alanında da önemli eserler vermiştir. Tiyatroları da oldukça başarılıdır

  • Han Duvarları (Anadolu’ya yönelişi en güzel şekilde ortaya koyan şiirleri) , Dinle Neyden (Beş hececilerin eğilimlerini dile getirdiği eser), Çoban Çeşmesi, Gönülden Gönüle, Bir Ömür Böyle Geçti, Elimle Seçtiklerim, Heyecan ve Sükûn(şiir); Özyurt, Canavar, Akın, Kahraman(oyun) Yıldız Yağmuru, Ayşe’nin Doktoru (roman) önemli eserleridir.


Ahmet Kutsi Tecer (1901- 1967)

  • Kudüs’te doğmuş, milletvekilliği yapmış, Cumhuriyet Dönemi Milli edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren sanatçılardandır.

  • Faruk Nafiz’in etkisi altında kalmış, önceleri bireysel şiir yazarken sonraları memleket ile ilgili şiirler yazmıştır.

  • Folklorun ve âşık tarzı söyleyişin en önemli destekleyicilerindendir.

  • Şiirlerinde Anadolu halk motiflerini işlemiş; aşk, doğa, vatan, ölüm, özlem gibi temaları işlemiştir.

  • Hece ölçüsüne yeni biçimler eklemiştir.

  • Avrupai şiir anlayışından, âşık tarzı söyleyişe yönelmiştir.

  • Şiirlerinde iç duygu ve bununla birlikte gelişen hafif sesli bir musiki havası vardır.

  • Halk edebiyatı üzerine araştırmaları önemlidir.

  • Edebiyatımıza Âşık Veysel'i kazandırmıştır.

  • Tiyatro eserlerinde köy ve şehir folkloru yanında orta oyunu tekniğini de kullanmıştır

  • "Şiirler" tek şiir kitabıdır. Koçyiğit Köroğlu, Köşebaşı, Satılık Ev, Bir Pazar Günü (Tiyatro) diğer önemli eserleridir.


Orhan Şaik Gökyay (1902–1994)

  • 16 Temmuz 1902'de Kastamonu İnebolu’da doğdu. 1994'te İstanbul’da yaşamını yitirdi.

  • Çeşitli liselerde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1969'da İstanbul Eğitim Enstitüsü'ndeki edebiyat öğretmenliği görevinden emekliye ayrıldı.

  • 1984'ten sonra Marmara ve Mimar Sinan üniversitelerinde divan edebiyatı dersleri verdi.

  • Edebiyat tarihimiz ile ilgili araştırmalarıyla, özellikle Dede Korkut Masallarını yalınlaştırması ile dikkat çekti.

  • Aruzla yazdığı ilk şiirleri Kastamonu’da yayınlanan "Açıksöz" dergisi ile Balıkesir’de kendisinin yayınladığı "Çağlayan" dergisinde çıktı. Ardından hece veznine döndü.

  • Hece ölçüsüyle yazdığı şiirleri saz ve tekke şiirini kavramış bir gönül adamının ustalıklı tadını taşırlar.

  • Önceleri âşık tarzına uygun, çoğunlukla ulusal konuları işleyen lirik şiirler yazdı.

  • 1940'lardan sonra edebiyat tarihi, folklor ve halk edebiyatı araştırmalarına yöneldi.

  • Eski metinleri inceledi, eklediği notlarla birlikte sadeleştirilmiş basımlarını hazırladı.

  • Kendi şiirlerini kitap olarak yayınlamadı.

  • Birkaç Şiir-Poems (1976) Bu Vatan Kimin, Yas (şiirleri); Dede Korkut (1938) Bugünkü Dille Dede Korkut Masalları (1939) Dedem Korkudun Kitabı (1973) Katip Çelebi Hayatı, Şahsiyeti, Eserleri (1957) Katip Çelebi’den Seçmeler (1938) Kabusnâme (1944, Mercimek Ahmed'in Keykâvus'undan çeviri) Eşkâl-i Zaman (1969, Ahmet Rasim'den) Ferah-Cerbe Fetihnâmesi (1975, Zekeriyazâde'den) Mevâ-idü'n Nefâis fi Kavaidi'l Mecâlis (Görgü ve Toplum Kuralları Üzerinde Ziyafet Sofraları) (2 cilt, 1978, Gelibolulu Mustafa Âli'den) Hâlâtü'l Kahire mine'l Adâti'-z Zâhire (1984) (sadeleştirme-düzenleme); Destursuz Bağa Girenler (1982) (eleştiri), önemli eserleridir.


4.Garip Hareketi (I.Yeni) (1940–1954)

  • 1940'ta Garipçiler adıyla çıkan topluluğun ortaya koyduğu bir sanat anlayışıdır.

  • Şiirde her türlü kurala ve belirli kalıplara karşı çıkmışlardır.

  • Şiirde ölçü, kafiye ve dörtlüğe karşı çıkmışlardır.

  • Şiirde şairaneliği, mecazlı söyleyiş ve sanatları kabul etmediler.

  • Süslü, sanatlı dile karşı çıkıp sade bir dil kullandılar.

  • Şiirde o güne kadar işlenmedik konuları ele aldılar.

  • Konuşma dili ile günlük sıradan konuları işlediler.

  • İşledikleri konular günlük hayattan sıradan insanların problemleri, yaşama sevinci ve hayattaki bazı garipliklerdir.

  • Halk deyişlerinden yararlanmışlar, toplumsal yergiye yer vermişlerdir.

  • Garipçiler: Orhan Veli, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat Horozcu’nun oluşturduğu bir topluluklardır.


Orhan Veli Kanık (1914–1950)

  • İstanbul’da doğmuş, PTT Umum Müdürlüğü ve MEB Tercüme Bürosu’nda çalışmıştır.

  • Türk şiirinde iki arkadaşıyla birlikte büyük bir atılım yapmış, yeni bir anlayışın öncüsü olmuştur.

  • 1914'te arkadaşlarıyla birlikte yayımladıkları Garip adlı şiir kitabı ve yazdığı önsöz, Türk şiirinde günden güne donmuş olan eski değerleri yıkmış, şiire başka bir açıdan bakılmasını sağlamıştır.

  • 1945’ten sonra orta sınıf insanının küçük sorunlarını ön plana çıkaran yergi ve esprilere dayanan şiirler yazdı.

  • 1947’den sonra şairaneliğe daha çok yer verdi.

  • 1944 yılında “Yaprak” dergisini çıkarmıştır.

  • Şiire getirdiği ilkeler:

    • —Ölçüye baş kaldırıp serbest yazmak

    • —Kafiyeyi şiir için gerekli görmekten vazgeçmek

    • —Şairane duyuları, parlak görüntüleri şiirden silmek

    • —Şiiri hayal gücünün kapalı duvarlarından kurtarıp gerçek hayata çıkarmak,

    • —Yapmacıksız tabii bir söylentiyle, günlük yaşayış içinde halktan insanları yakalamak,

    • —Her çeşit kelimeyi konuyu şiire sokmak, halk deyişlerinden yararlanmak ve toplumla ilgili yergiye yer vermek

  • (Şiirleri)Garip, Vazgeçemediğim, Destan Gibi, Yenisi, Karşı; (Nesirleri) Sanat ve Edebiyatımız, Bindiğimiz Dal önemli eserleridir.

5.Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir

Mavi Akımı:

Attila İlhan

  • 15 Haziran 1925 tarihinde Menemen (İzmir)' de doğdu. İzmir'de Karşıyaka Cumhuriyet İlkokulu' ve Karşıyaka Ortaokulu'nu bitirdi. İzmir Atatürk Lisesi'nde öğrenci iken, Türk Ceza Kanunu'nun 141. maddesine aykırı davranma savıyla  tutuklandı, okulundan uzaklaştırıldı. Danıştay kararı ile yeniden öğrenim hakkı kazanarak İstanbul Işık Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde başladığı yüksek öğrenimini yarıda bırakarak 1949–1965 arasında aralıklı olarak altı yıl Paris'te yaşamını sürdürdü. Dönüşünde gazetecilik, yayın yönetmenliği, yayın danışmanlığı, yazarlıkla yaşamını kazandı.

  • Yeni Edebiyat, Yücel, Genç Nesil, Fikirler, Varlık, Aile, Yirminci Asır, Seçilmiş Hikâyeler, Kaynak, Ufuklar, Mavi, Yeditepe, Dost, Yelken, Ataç, Yön, Milliyet Sanat, Sanat Olayı  dergilerinde şiirleri yayınlandı.

  • Garip ve İkinci Yeni şiirine karşı çıkmıştır.

  • Mavi dergisinde Maviciler diye bilinen toplumsal gerçekçilik akımının sözcüsüdür ve kurucucusudur.

  • İlk şiirlerinde Nâzım Hikmet ve halk şiirinin biçimsel özelliklerinden etkilenmiştir. Zamanla taşkın, çarpıcı, belleklerde kolay yer eden imgelerle örülü, toplumsallaşmış bireyi temel alan, kimi zaman öykülemeye dayalı, divan şiiri olanaklarından da yararlanmayı bilen, duyarlılığı yüksek nitelikte şiirler yazmıştır.

  • Şiirlerinde büyük harf ve noktalama işaretlerini kullanmamıştır.

  • Şiirlerinde; yağmur, karanlık, bulut gibi karamsarlık, yalnızlık ve korku veren manzaralara sıkça yer vermiştir.

  • Şiir roman, senaryo türlerinde eserler vermiştir.

  • 11 Ekim 2005 tarihinde İstanbul'da yaşamını yitirdi.

  • Duvar (1948) Sisler Bulvarı (1954) Yağmur Kaçağı (1955) Ben Sana Mecburum (1960) Belâ Çiçeği (1962) Yasak Sevişmek (1968) Tutuklunun Günlüğü (1973)Böyle Bir Sevmek (1977) Elde Var Hüzün (1982) Korkunun Krallığı (1987) Ayrılık Sevdaya Dahil (1993) Kimi Sevsem Sensin (2002) önemli eserleridir.


Behçet Necatigil (1916–1979)

  • İstanbul’da doğmuş, çeşitli illerde edebiyat öğretmenliği yapmıştır.

  • Orhan Veli’nin şiir anlayışını devam ettirmeye çalışmıştır.

  • İçe dönük bir kişiliğe sahip olmasına rağmen, şiirlerinde kendi evinden başlayarak diğer evleri, sokağı, çevreyi, dış dünyayı ve toplumu, sorunlarıyla kavramaya, irdelemeye yönelmiş, algılamaya çalışmıştır.

  • Şiirlerinde değişken özellikler görülür. Önce doğal, yalın, sonra yer yer karanlık ya da kapalı olan söyleyiş vardır.

  • Şiirlerinde duygudan çok düşünce ve sembol vardır. Bu yönüyle Garipçilerden ayrılır.

  • İlk şiirlerinde biçim, kafiye ve ölçü vardır. Söz sanatlarına fazlaca yer vermiştir.(Kapalı Çarşı)

  • Sonraki şiirlerinde biçimsel özgürlük, gözlemler ve yaşadıkları ön plana çıkmıştır.(Çevre)


Fazıl Hüsnü Dağlarca ( 1914–2008)

  • İstanbul’da doğmuş çeşitli devlet memurluklarında bulunmuştur.

  • Doğru saydığı düşüncelere tutkuyla bağlanan, ancak en büyük tutkusu şiir olan sanatçı en fazla içtenliğe önem verir.

  • İlk şiirlerinde mistik ve metafizik ağırlıklı şiirler yazarken sonraları, maddeci bir dünya görüşüne yönelmeye başlamış, insanı evrensel bir başlıkla, duygu, düşünce ve tutkularıyla anlattı.

  • Şiirlerinde insan sevgisine ve adalet duygusuna her zaman yer vermiştir.

  • Serbest şiir yanında ölçülü ahenkli kafiyeli şiirler de yazmıştır.

  • Şiirlerinde öztürkçe kelimeler yanında kendi türettiği kelimeleri de kullanır.

  • Şiirlerinin kimisi oldukça açık ve yalın kimisi de sembollerle yüklüdür.

Çocuk ve Allah, Dört Kanatlı Kuş, Asu, Hoo’lar, haydi, Aylam ( soyut kapalı şiirler); Çankırı Destanı, Üç Şehitler Destanı, Samsun’dan Ankara’ya, Kubilay Destanı (epik şiirler), Havaya Çizilen Dünya, Yedi Memetler, Toprak Ana, Türk Olmak, Gazi Mustafa Kemal Paşa, İstiklal Savaşı, Fetih Destanı, Anıtkabir önemli eserleridir

Add document to your blog or website
Reklamlari:

Similar:

12. sinif türk edebiyati III. ÜNİte cumhuriyet döneminde coşku ve heyecani dile getiren metinler (ŞİİR) iconİslamiyet öncesi edebiyati a)Coşku ve heyecanı dile Getiren Metinler (Şiir)

12. sinif türk edebiyati III. ÜNİte cumhuriyet döneminde coşku ve heyecani dile getiren metinler (ŞİİR) icon2.ÜNİte coşku ve heyecani dile getiren metinler

12. sinif türk edebiyati III. ÜNİte cumhuriyet döneminde coşku ve heyecani dile getiren metinler (ŞİİR) icon12. sinif türk edebiyati cumhuriyet dönemi-ŞİİR-ŞAİR…

12. sinif türk edebiyati III. ÜNİte cumhuriyet döneminde coşku ve heyecani dile getiren metinler (ŞİİR) iconCumhuriyet döneminde olay çevresinde oluşan edebi metinler anlatmaya bağli edebi metinler

12. sinif türk edebiyati III. ÜNİte cumhuriyet döneminde coşku ve heyecani dile getiren metinler (ŞİİR) iconCumhuriyet döneminde olay çevresinde oluşan edebi metinler anlatmaya bağli edebi metinler

12. sinif türk edebiyati III. ÜNİte cumhuriyet döneminde coşku ve heyecani dile getiren metinler (ŞİİR) iconI. ÜNİTE: cumhuriyet dönemi TÜrk edebiyati (1923 – …)

12. sinif türk edebiyati III. ÜNİte cumhuriyet döneminde coşku ve heyecani dile getiren metinler (ŞİİR) iconCumhuriyet döneminde öĞretiCİ metinler

12. sinif türk edebiyati III. ÜNİte cumhuriyet döneminde coşku ve heyecani dile getiren metinler (ŞİİR) icon12. sinif türk edebiyati konu üNİte tekrar sorulari (ÜTS)

12. sinif türk edebiyati III. ÜNİte cumhuriyet döneminde coşku ve heyecani dile getiren metinler (ŞİİR) icon12. sinif türk edebiyati dönem yazili çalişma kâĞidi cumhuriyet dönemi TÜrk edebiyatinin oluşumu

12. sinif türk edebiyati III. ÜNİte cumhuriyet döneminde coşku ve heyecani dile getiren metinler (ŞİİR) iconX Şiir duygudur. Şiir anlatmaktır. şiir anlamaktır. Şiir hissetmektir. Şiir paylaşmaktır. Şiir sonsuzluğa giden bir yoldur. Şiir bilmektir. Şiir hayattır

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©trdocs.org 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page