İran coğrafi Özellikleri

Reklamlari:



Indir 293.86 Kb.
Titleİran coğrafi Özellikleri
Page1/8
Date conversion11.03.2013
Size293.86 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.irankulturevi.com/Downloads/Kitap/yohculuk kitabı.doc
  1   2   3   4   5   6   7   8
İRAN


Coğrafi Özellikleri


İran Ortadoğu’nun merkezinde yer almakta ve bir köprü gibi Hazar denizini Fars körfezine bağlamaktadır. Bu ülke dünyanın kurak iklim kuşağında yer almasına karşılık farklı bir iklim türlerini barındırmaktadır; yılın belirli dönemlerinde çeşitli bölgelerinde dört mevsimi birden yaşamak mümkündür.1.648.195 km2yüz ölçümüyle Ortadoğu ve Batı Asya’da yer alan İran’ın,komşuları olan (Hazar bölgesinde) Türkmenistan, Azerbeycan, Ermenistan, Rusya, Kazakistan, (Umman denizi ve Fars körfezi bölgesinde) Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Arabistan, Kuveyt ayrıca Türkiye, Irak, Pakistan, ve Afganistan ile 6031 km. kara, 2700 km deniz olmak üzere toplam 8731 km sınırı bulunmaktadır.


Ülkemiz yerleşim birimleri bakımından 28 eyalet ve 241 ile ayrılmaktadır.200 yılı aşkın süredir ülkenin merkez şehri konumunda olan Tahran halen İslam Cumhuriyetinin başkentidir. Ülkenin diğer önemli şehirleri Meşhed, İsfahan, Şiraz, Tebriz, Kerman, Urumiye, Yezd olarak sıralanabilirler.


Tarihçe


İran platosu Asya’daki eski medeniyetlerin en eski merkezlerinden biridir. Bu platoda ilk yerleşimin tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte eldeki deliller çok eski zamanlardan beri bu toprakların yerleşim amaçlı kullanıldığını göstermektedir. Aryai kavimlerin İran platosuna göçü M.Ö.3000 yıllarında başladı, M.Ö 330 yılında ise Hehameneşiler İran’ın ilk büyük imparatorluğunu kurdular. Bunlardan sonra sırasıyla Sulukiler, Partlar, Sasaniler, Al-i Buveyh, Gazneliler, Selçuklular, Harzemşahlar, İlhanlılar, Muzafferiler, Timurlular, Türkmenler, Safeviler, Afşariler, Zendiler, Kaçarlar, ve Pehlevi hanedanı bu topraklarda hüküm sürdü. 1979 Şubat’ında İmam Humeyni rehberliğindeki İran halkının kıyamıyla 2500 yıllık şahlık düzeni yıkıldı ve İslam Cumhuriyeti rejimi kuruldu.


Bayrak


İran İslam Cumhuriyeti bayrağı yeşil, beyaz ve kırmızı renklerde olup İslam Cumhuriyetinin özel simgesini taşır. ( Anayasa mad.18)

Yeşil ve kırmızı şeritlerden her birinin üzerinde yanyana dizilmiş on bir adet (toplam 22 adet) “Allahu Ekber” lafzı yer alır, ortadaki beyaz şeridin tam ortasında yer alan al renkli simge ise “Kelime-i Tevhid” yani “Lailaheillallah” kelimesini temsil eder.


Yönetim Şekli (ANAYASA ÜZERİNE KISA BİR AÇIKLAMA)


İslâm dini, hakka ve adalete dayanan yöneticilerin salâhiyetine vurguda bulunan hükümlerle doludur. Dolayısıyla, bir halkın kendi yönetiminin İslâmî bir devlet olup, bu sayede yöneticilerin âdil kişilerden oluşmasını ve yaşamın maddî ve manevî hedeflerine daha kolay ulaşabilmeyi istemelerinden daha doğal bir şey olamaz. İşte bu yüzdendir ki İran halkı, 1979 İslâm İnkılâbı’ndan sonraki 80 referandumunda %97 oranındaki bir onayla dini hükümete kabul oyu vermiştir.

İranlıların gözünde, devletin yüksek ahlâkî idealleri gerçekleştirmesi, genel refahla birlikte adaletin ikâme edilmesi ve ülkenin bütün boyutlarıyla ilerlemesi, İslâm ile hükmetmekle aynı anlama gelmektedir.

Maddî anlamda çok gelişmiş olan kapitalist toplumlardaki değerler buhrânını gördüğümüzde anlıyoruz ki bu toplumlar, hayatın hedefi ve anlamına dair bütüncül bir fikrî-felsefî nizâm, toplumun çoğunluğunun benimsediği bir ahlâkî değerler manzûmesi oluşturabilmiş değillerdir.

Yeryüzünde insanı özgürleştirerek, onu her dönemin kendine has sıkıntısını göğüsleyebilecek, sorumlu bir kişi hâline getirmeyi hedeflemeyen hiçbir ekol yoktur. Sırf bu yüzden bile diyebiliriz ki zamanından dine pek sıcak bakmayan ülkeler bile artık dine dönüş yaşamalı, anayasalarında dine de yer ayırmalılar.

Günümüz devletlerinde eksikliği hissedilen bir konu da önderlik (rehberlik) konusudur. Bir önderin varlığı şu iki nedenden ötürü gereklidir:

1. Bir halkın amaçlarının, işlerinin intizâmının teşekkülü açısından. Açıktır ki bu amaçların belirlenmesi o toplumda hâkim olan değerler sistemince sağlanır. Eğer bir toplumda çoğunluk tarafından benimsenen bir değerler sistemi yoksa o toplumun manevî bir ülküsü de olmayacaktır.

2. Bazen de bir ülkede, anayasada bile öngörülmemiş durumlardan kaynaklanan sorunlarla yüzleşebilmektedir ve bu durum sorunun çözümü için farklı bir yetkili mercinin varlığını ihtiyaç haline getirmektedir.

Bu tür sorunlara örnek olarak hizipsel farklılıklardan ve uluslararası politikadaki farklı yaklaşımlardan kaynaklanan, devletin resmî organları arasındaki ihtilâflar gösterebilir.

Elbette bu tür sorunlarla her ülkede karşılaşılmaktadır. Anayasada önderlik kurumuna yer verilmediği takdirde, cumhurbaşkanlığı makamı gibi farklı bir birim, söz konusu sorunların çözümüzü uhdesine alır. Ama bu tür bir çözüm, kuvvetler ayrımı ve bu kuvvetler arasındaki işbirliği prensibine zarar verebilir. Rehber veya rehberlik şûrâsının üyeleri bilge ve hâkim kişilerden ve halkın seçtiği kimselerden olmalıdır.

İran İslâm Cumhuriyeti’nde rehberlik makamı ihdâs edilmiştir. İran İnkılâbı’nın kültürü, İslâm kültürü olduğundan rehber, yüksek bir ilmî seviyeyi hâiz olmakla birlikte, siyasî yeterliğe ve yöneticilik vasfına sahip, cesur, zamanın icaplarına vâkıf din bilginleri arasından halk veya halkın seçtiklerince seçilir (ileride bu konu detaylarıyla ele alınacaktır).

Elinizdeki kitap dört bölümden oluşmaktadır. İlk önce farklı siyasî rejimler ile bu rejimlerin güçlü ve zayıf taraflarından bahsedeceğiz. Sonra İslâm Cumhuriyeti olgusunun fikrî temelini, devletin işleyişini, şeklini, yasama-yürütme ve yargı organlarını ve kanunlarının mâhiyetini inceleyeceğiz.

İkinci bölümde ise devletin görevlerinden ve milletin haklarından bahsedebilecek ve anayasa ışığında kişisel ve toplumsal özgürlük meselesi incelenecektir.

Üçüncü bölümdeyse, iktisadî düzen sorununa değinilecek, Anayasa’nın İslâmî hükümlere dayanan kanunları üzerinde durulacaktır.

Dördüncü ve son bölümde ise denetim (nezâret) meselesi ele alınacak, milletin devlete ve aynı şekilde de devletin kendi organlarına ve millete nezâreti, konunun önemine binâen müstakil olarak incelenecektir.

Bu kitabın ortaya çıkmasını sağlayan dostum İslâmî Araştırmalar-Kültür ve İslâmî İlişkiler Kurumu Başkanı Adaletnejâd’dır. Faydalı düşüncelerini esirgemediği için kendisine ve emeği geçen diğer dostlarıma teşekkürü borç bilirim.


Şubat 1979’da Pehlevi rejiminin yıkılışıyla ülkede İslam Cumhuriyeti kuruldu ve halk serbest seçimlere katılarak %98.2 oy oranıyla İslam Cumhuriyetine oy verdi.

Tüm kuvvetlerin başında Veli-yi Fakih ve yürütmenin başında ise Cumhurbaşkanının bulunduğu İran’da yönetim kuvvetler ayrılığı prensibine dayanır.

Yürütme gücünün başında bulunan Cumhurbaşkanı düzenlenen genel seçimlerle dört yıl süreyle halk tarafından seçilir ve ona bağlı 20 bakanlık kurulur.

Yaşama gücü, 290 üyeli İslami Şura Meclisidir.Dört yılda bir düzenlenen genel seçimlerle halk millet vekillerini seçer ve başkanlığını ise her yıl üyelerce seçilen kişi yürütür.

Yargı gücü, Rehberlik makamına bağlıdır ve başkanı 5 yıllığına Rehber tarafından seçilir.

Bunların dışında Uzgörürler Meclisi, Denetim Şurası ve Düzenin Yararını Teşhis Konseyi gibi diğer oluşumlar da ülke yönetiminde önemli görevlere sahiptirler.


İran’da 1979 yılındaki İslam Devrimi’nden sonra dini esaslara dayalı yeni bir düzen kurulmuştur.Anayasanın 56.Maddesinde görüleceği üzere bu yeni yapılanmada dünya ve insan üzerinde mutlak egemenlik hakkı Allah’ındır ve O, insanı kendi toplumsal yazgısına egemen kılmıştır. Bu egemenlik hakkını kullanmak üzere halk ülkenin yönetimine seçimler yoluyla doğrudan katılmaktadır. Rejimin İslam Cumhuriyeti olarak belirlenmesinde halkın oyuna başvurulduğu gibi Anayasanın, daha sonra da Anayasa değişikliğinin kabulu için referandum yapılmıştır. Devrimden bu yana geçen 23 yıl içinde 22 kez seçim (Uzgörürler Meclisi, Cumhurbaşkanı, İslami Şura Meclisi ve yerel İslami şuraların belirlenmesi için) ve referandum yapılmıştır. Rehber yada rehberlik şurasını seçip halk tarafından seçildiği için ülkenin en üst makamındaki Rehber de bu meclis vasıtasıyla halk tarafından belirlenmektedir. Herhangi bir yasal zorunluluk olmadığı halde halk kaderinin belirlenmesindeki egemenlik hakkını sonuna kadar kullanarak seçimlere daima yüksek oranlarda katılım sergilemiştir.


Nüfus Dil ve Din


İran’ın nüfusu 2006 yılı istatisliklerine göre 70.049.262 kişi olarak açıklanmıştır. Bu rakamlara göre başkent Tahran 13 milyon 328 bin 11 kişiyle ülke nüfusunun %19’una sahip olurken, İilam eyaleti 543 bin 729 kişiyle ülke nüfusunun sadece %8’ini kapsamaktadır. Aynı istatistiklerine göre erkeklerin nüfusu kadınlara göre 1.8 oranla daha fazla olduğu, erkekler ülke nüfusunun yüzde 50.9’unu, kadınlar ise yüzde 49.1’ini oluşturmaktadırlar. Bu rakamlara göre ülke nüfusunun %68.4’ü şehirlerde ve %13.5 köylerde yaşamaktadır. Göçebe olarak yaşayanların oranı ise %0.1 olarak tesbit edilmiştir. Yaş ortalaması bakımından dünyanın en genç ülkelerinden biridir. Nüfus kontrolu yapılan İran'ın 10 yaş altı nüfusu son 10 yılda 14 milyon 400 binden 10 milyona gerilemiştir. Rakamlara göre toplam nüfusun 17 milyon 671 bini (%25.8) 14 yaşın altında ve 49 milyon 135 bini (%69.74) 15 yaşın üzerindedir. Ortalama yaşam süresinin erkeklerde 70 yaş, kadınlarda ise 74 olduğu İran’da nüfus artış oranı da %1.3’dır. İran’da Fars, Lor; Kürt; Azeri, Türkmen ve Beluç gibi çeşitli ırklara mensup etnik gruplar kendilerine özgü dil ve gelenekleri ile barış ve huzur içinde bir arada yaşam sürdürmektedirler.


Ülkenin resmi dili olan Farsça Hint-Avrupa dillerinin bir koludur. Bu dilin tarihiyle ilgili bulgular Aryai kavimlerin İran platosuna göçlerine dek uzanmaktadır.Tarih boyunca çeşitli dönemlerden geçmiş ve değişiklere uğramış olan Farsça’nın bugünkü şekli İran’a komşu olan diğer kavimlerin dilleri üzerinde de etkili olmuştur. Farsça’dan etkilenen dillerin başında Türkçe gelir. Türk milleti yüce İslam dini ve İslami irfanla İran ve İranlı aracılığıyla tanıştığı gibi edebi sanatları ve bu sanatların inceliklerini de yine İranlı söz ustalarından öğrendi. Hicri 5.asırdan itibaren Selçuklular’ın Anadolu’da ilerlemeleri ile birlikte Farsça’nın bu ülkede olgunlaşmaya başladığını görmekteyiz. Bu dönemlerde Farsça Türkler arasında öylesine kök saldı ki, Osmanlı okullarında tasavvuf dili olarak okutulmaya başladı. Mufassal bir Farsça divanı bulunna Yavuz Sultan Selim savaş rakibi Şah İsmail ile yaptığı yazışmalarda Farsça’yı kullanırken, Fuzuli, Nef’i, ve Nabi gibi büyük Türk şairleri de şiirlerini bu dilde yazmışlardır. Osmanlı sultanları eş ve kızlarına Farsça isimler vermişlerdir. Bugün bile Türkçe’de kullanılan pek çok isim ve kelime Farsça kökenlidir. Ortak kelimelerin sayısı 6 binden fazladır Türkçe’ye böylesine etki etmiş olan Farsça Ankara’da Farsça Öğretim Merkezi’nin deneyimli hocaları tarafından öğretilmektedir.


İran’da Farsça’nın dışında Azeri Türkçe’si, Arapça, Kürtçe vb. dillerle Farsça’nın çeşitli lehçeleri de konuşulmaktadır. 32 harfli Fars alfabesinin kullanıldığı İran’da tarih başlangıcı olarak miladi 622 senesinde Hz.Muhammed (s.a.v)’in Mekke’den Medine’ye hicreti esas alınmaktadır. Yıl 21 Mart’ta Nevruz bayramıyla başlar ve güneş takvimine göre aylara bölünür. Nevruz Bayramı İranlılar’ın en büyük bayramlarındandır ve hiçbir etnik ve din farkı gözetmeksizin bütün bir yurtta coşkuyla kutlanır. Nevruz öncesinde tüm yaşam çevrelerini temizleyen İranlılar yeni yıla girileceği gün ve saatte tüm aile fertleri “Haftsin” adı verilen sofra başında toplanır. Bu sofra Allahu Teala’nın insana bahşettiği nimetleri ve baharı temsilen Farça alfabenin 15. harfi olan “Sin” harfiyle başlayan yedi yiyecekle donatılmıştır.Bunlar Sib( elma) Sebze (yeşillik) Serke(sirke), Sonbol (sümbül), Senced (iğde), Semenu (bir tür tatlı), ve Sumaktan ibarettir. Yeni yıla girilmesiyle birlikte halk birbirini ziyaret eder, küsler barışır, aile bağları güçlendirilir.

İran’da ulusal bayramların yanısıra dini bayramlarda büyük şevkle kutlanır. En önemli dini bayramlar ibadetle geçirilen kutsal üç aylar ve bir aylık Ramazan orucunun ardından kutlanan Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Hz. Muhammed (s.a.v)’e peygamberliğin verildiği gün olan Bi’set Bayramı, Hz. Peygamberin doğum günü vb. dir. Ayrıca tüm müslümanların bayramı olan Cuma günü İran’da resmi tatildir.


İran Hulefa-i Raşidin döneminden itibaren İslam diniyle tanışmış ve ilk hicri asırda onunla şereflenmiştir. Bugün de İran halkının büyük çoğunluğu Şia (Caferi) mezhebine bağlıdır. Ülke nüfusunun %91’ini Şiiler oluşturur. ”Gadir-i Khom” ve 12. İmam Hz. Mehdi (a.s)’nin doğum günü olan 15 Şaban Şiiler tarafından kutlanan bayramlar arasındadır. Öte yandan Hz. Peygamber (s.a.v)’in torunu olan Hz. Hüseyin Kerbela’da şehit edildiği Muahrrem ayı süresince özellikle de 9 ve 10. günlerinde büyük anma ve matem merasimleri düzenlenmektedir.


Nüfusun %7.7’sini teşkil eden 4 ehl-i sünnet mezhebine bağlı kesim daha çok Kürdistan, Sistan ve Belucistan bölgelerinde yaşamaktadırlar. Ehli sünnet mensubu müslüman vatandaşlar ise dini inanç vecibelerini kendi fıkıhlarına göre serbestçe yerine getirmektedirler.

İran İslam Cumhuriyeti Anayasası İslam dini ile birlikte Hristiyanlık, Musevilik ve Zerduştilik dinlerini de resmi olarak tanımıştır. Bu üç dinden her birinin İslami Şura Meclisi’nde bir veya birden fazla temsilcisi bulunmaktadır.


Kadın ve Aile


Aile İran toplumunun en önemli ve en sağlam kurumlarından biridir. Evlilik her İranlı’nın hayatında unutulmayacak olayların başında yer alır. İran’da evlilik töreni çok çeşitli ve renkli adet ve geleneklere sahne olur. Sağlamlığını büyük ölçüde İslami değerlerden alan ve bir kutsallık hâlesiyle çevrilmiş olan aile kurumunun önemine Anayasada da değinilmiş ve bu yasanın 10. Maddesinde, ilgili düzenleme ve yasaların aile kurumunun oluşturulmasını kolaylaştıracak ve onun kutsallığı ile İslami ahlak ve hukuka dayalı aile ilşkilerinin korunması yönünde olmasına vurgu yapılmıştır.


Evlilik yaşı da son yıllarda meydana gelen değişimler sonucunda değişikliğe uğramıştır. Geçmişte erkekler için 26, kadınlar için 19 olan evlilik yaşı kadınların eğitim ve çalışma imkanlarının da genişlemesi neticesinde, bazı raporlara göre erkekler için 30, kadınlar için 24 yaşa yükselmiştir.

Kadınların ülkenin büyümesi ve kalkınmasındaki rolü, günümüz dünyasında herkesçe bilinen bir gerçektir. Bu esasa göre kadınların toplum, siyaset, kültür ve ekonomi gibi çeşitli alanlarda etkin katılımlarını sağlamak yönünde gerekli ortamı hazırlamak, İran İslam Cumhuriyeti Devleti’nin temel önceliklerinden birini teşkil etmektedir.

Bu öncelikli görev İran İslam Cumhuriyeti Anayasının 21. Maddesinin 1. Fıkrasında “Kadının kişiliğinin olgunlaşması, maddi ve manevi haklarının canlandırılması için elverişli ortamın hazırlanması” şeklinde vurgulanmaktadır.


İslam Devrimi’nin zafere ulaşmasıyla İran kadınının konumu da büyük değişim ve gelişmeler geçirmiştir. Geçen yüzyılın ilk yarısında iki hüviyetli olmaya zorlanan, İslami kimliklerini korumakla toplum içinde yer alma arasında seçim yapmak zorunda bırakılan İranlı kadın İslam devriminden sonra bu ikilemden kurtuldu ve bugün her alanda faal olarak sosyal ve kamusal hayatın içinde yer almaktadır. Günümüz İran’da kamu sektöründe çalışanların %42’sini kadınlar teşkil etmektedirler.

Bunların çoğu Eğtim ve Öğretim, Ekonomi, Maliye ve Sağlık Bakanlıklarında görev yapmaktadır. Devlet kademelerinde müdür statüsünde görev yapan kadın personelin sayısı kayda değer sevyede yüksektir. Şunu da hatirlatmakta yarar var ki, dünyanın ilk uzay yolculuğunu yapan kadını Enuşe ANSARİ adlı İran’lı bir bayandır.

Kadınlar her düzeyde seçme ve seçilme hakkına sahiptirler. 290 sandalyeli İslami Şura Meclisinde her dönem %24-%30 oranında kadın milletvekili bulunmaktadır. Yerel seçimlerde kadın aday sayısına her hangi bir sınır bulunmamaktadır.

Ülke kadınlarının kendilerine ait haklardan daha çok yararlanmasına imkan sağlamak amacıyla 1991 yılında Cumhurbaşkanlığı Kadın İşleri Bürosu kurulmuştur. Halihazırda Cumhurbaşkanı bir danışmanlığı, Çevre bakanlığı, birkaç Devlet Bakanlığı, ve 400’den fazla Genel müdürlük makamı kadınların yetkisindedir.

1995 yılında kadınların yüksek yargı görevinde bulunmaları yönünde, kadın hakim seçimlerine yasal yol açılmılştır. Bugün kadınlar özellikle aile mahkemelerde, hakim savcı, hukuk müşaviri ve avukat olarak görev yapmaktadır.

2002-2003 Öğrenim yılından beri üniversiteyi kazanan kız öğrencilerin oranı her geçen yıl daha da artmaktadır. Nitekim 2006-2007 öğrenim yılında üniversiteyi kazanan kızların oranı %67’yi geçti. Ayrıca Uluslararası Bilim Olimpiyatlarında İran’ın büyük başarılar kazanmasında kız öğrenciler önemli pay sahibidirler. Kadınların spor alanındaki faaliyetlerine spor bölümünde değinilmiştir.


Eğitim


İslam İnkılabı öncesinde İran halkının yarıdan biraz fazlası okur yazardı. Ayrıca bu oran kırsal kesimde ve kadınlar arasında daha da düşüktü. Yetişkinlere yönelik eğitim çalışmaları neticesinde son yıllarda okur yazar oaranı %93’lere ulaşmıştır. Bu oranın yükselmesinde kadınlar ve kırsal kesimde yaşayanların rolü şehirliler ve erkeklere göre daha büyüktür. Devletin eğitime ayırdığı bütçe ve uyguladığı doğru politikalar sonucunda gerek nitelik gerekse nicelik açısından eğitim ve öğretimde büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Öğrenciler orta öğrenim döneminde mesleki eğitime teşvik edilmekteler. Böylece 5 yıllık ilkokul, 3 yıllık ortaokul ve üç yıllık lise eğitiminden sonra uygulanan sınavlarda başarılı oldukları taktirde bir yıllık üniversiiteye hazırlık sınıflarına devam etmekte aksi halde mesleki beceri kazanmış olarak çalışma hayatına girebilmekteler. Belirtmek gerekir ki, eğitime savunma sanayiinden daha çok bütçe ayıran Ortadoğu’daki tek ülke İran’dır .


Son yıllarda yüksek öğrenime olan talep oldukça artmıştır. Devlet ve vakıf üniversitelerinde öğrenim gören üniversite öğrencisi sayısı her geçen yıl daha da artmaktadır. İran’lılar ilim ve araştırmayı seven bir millettir. Tarih boyunca İran’lı bilim adamlarının ortaya koyduğu binlerce ilmi ve edebi eser bunun açık göstergesidir. Dünyanın dört bir yanında bilimsel hizmet veren İran’lı bilim adamları her geçen gün yeni buluşların altına imaza atmaktadır.


Ülkenin bağımsızlığını ve öz kaynaklardan daha fazla faydalanılması yönündeki politikalar sonucunda yerli araştırmacılara geniş çalışma alanı sağlanmıştır. Devlet desteğiyle kurulan ROYAN bilimsel araştırmalar merkezi dünyanın en büyük araştırma merkezlerinden biridir. Bu merkezde araştırma yapan İran’lı bilim adamları özellikle kök hücre, gen tedavisi, klonlama vb. alanlarda büyük başarılar elde etmişlerdir. İran, klonlama alanında Ortadoğunun ilk ve tek ülkedir. “Royana” adıyla bilinen İran’ın kopyaladığı koyun şuanda 1.5 yaşında normal hayatına devam etmektedir. Yine bu merkezde üretilen ve İMOD adıyla İran patenti altında dünya piyasasına sürülen AIDS ilacı bu hastalığa yakalanan kişilerin ümit kaynağı olmuştur. Buna benzer onlarca bilimsel başarı İran’ı dünyanın ilgi odağı haline getirmiştir.

Nükleer faaliyetler konusunda ise yine İran bilim adamlarının elde ettiği büyük başarılar dünya kamuoyunda ilgiyle izlenen bir gerçektir. Barışçıl nükleer faaliyetlerde buluna İran, geleceğin enerji kaynağı olan nükleer enerji santrallerinde kullanılacak yakıtını dış güçlere bağımlı olmadan temin etme gereğince emperyalist güçlerin baskısına rağmen Uranyum zenginleştirme alanında ulaştığı nokta, İran’ın Dünya Atom Klubüne giren 10’uncu ülke haline getirdi. İran’ın bilimsel başarılarının bunlarla sınırlı olmadığını ve burada sadece bir kaç örnek zikrettiğimizi hatırlatmak gerekir.


Sağlık


İran’da genel sağlık hizmetlerine gittikçe artan bir önem verilmektedir. Bu alandaki temel politika tedaviden önce koruma politikasıdır. Kırsal kesim başta olmak üzere sağlık merkezlerinin ve aşılama proğramlarının yaygınlaştırılması bu politikanın en açık göstergelerindendir. Sağlık merkezlerini, aile planlaması ve çocukların aşı proğramlarına alınması yönünde yaptıkları çalışmalar neticesinde doğum oranı büyük ölçüde azalmış ve çocukların %100’e yakını aşılama proğramı kapsamına alınmıştır. 1 yaş altı çocuk ölümleri binde 5 rakamlarına çeklimiştir. Dogum ve gebeliğe bağlı anne ölümlerinde ise oran oldukça düşüktür. Doğum kontrolü alanında, Dünya Sağlık Örgütütünün verdiği istatistiklere göre İran, dünyanın en başarılı ülkelerinden biridir.


Tıbbi gözetim ve tedavi hizmetlerinde de önemli aşamalar kaydedilmiş, hastane, yatak, doktor ve hemşire sayısında dikkate değer artışlar olmuştur. Sosyal siğorta kapsamında hizmet veren hastanelerde uzman doktorlardan tıbbi teçhizata kadar her türlü imkan sağlanmıştır. Eskiden tedavi için yurtdışına özellikle Amerika ve Avrupa’ya giden bazı hastalar, bugün İran’lı mutahassis doktorların gayretiyle ülke içinde tedavi görmektedirler. Tıbbi açıdan çok gelişmiş olan ve tedavi masraflarının oldukça düşük olması nedeniyle son yıllarda tedavi için İran’I tercih eden yabancıların sayısında artış görünmektedir. Üniversitelerin sağlıkla ilgili bölümlerinde okuyan öğrencilerin sayısındaki artış dikkate alındığında, gelecekte İran’ın sağlık konusunun daha olumlu gelişmelere sahne olacağı görülmektedir.

Değinilmesi gereken bir başka husus da sağlık sigortalarıdır. Halihazırda İran halkının 69.5 milyonu genel sağlık sigortasından istifade etmektedir. Bu rakam İran halkının tamamına yakının ifade eder.


Spor


Spor denilince İranlılar için akla gelen ilk şey sporun özellikle şampiyonluk yönüdür. Bugünkü Güreş, Satranç ve Çevgen (Polo) gibi bazı spor dallarının kaynağı İran’a dayandırılmakta ve İran’ın milli sporları arasında sayılmaktadır.

Geleneksel sporların ve pehlivanlık güreşlerinin yapıldığı ülkemizde Pehlivanlık Ocakları ve Geleneksel Spor salomları’nın varlığı milli sorumuzun yaşatıldığının başlıca göstergeleridir.Geçmişte olduğu gibi bugünde, ”Zurhane” adı verilen geleneksel spor salonlarında devam ettirilen eski sporlar, turistlerin ilgisini İran kültürüne çeken unsurlardan bir tanesidir.


Futbol, modern sporlar arasında İran halkının en çok ilgi duyduğu spor dalıdır. İran Milli Futbol Takımı bugüne kadar üç kez Asya şampiyonluğunu ve iki kez de Asya Olimpiyat Oyunları şampiyonluğunu elde etti. Ayrıca İran spor kulüpleri de Asya Kulüpler Şampiyonlarında bir çok kez şampiyonluğa ulaştı. İran Milli Futbol takımı 3 kez de Dünya Kupasına katılmayı başarmıştır. Halkın futbola ilgisi Öyle yoğundur ki, yurt içindeki bazı lig maçları 100 binin üzerinde seyirci bulmaktadır.


Futbol dışında güreşle uluslararası alanda İran’ın başarılarıyla övündüğü bir diğer spor dalıdır. Bir kaç kez Dünya Güreş Şampiyonluğuna yükselen İran Dünya Oyunları ve Olimpiyatlarında da bir çok kez birincilik, ikincilik ve üçüncülük dereceleri elde etmiştir. Güreş, Futboldan sonra halkın ilgisi bakımından da ikinci sırada yer almaktadır.


İran sporu özellikle Irak’ın İran aleyhine başlattığı 8 yıl süren savaşın sona ermesinden sonra sürekli bir ilerleme içinde olmuştur.


Kadınların sportif faaliyet alanlarının genişletilmesi de İran’da önem verilen konular arasındadır. Ülkede 4 milyon dolayında kadın, voleybol, footbol, basketbol, hendbol, halter, yüzme, binicilik, tenis, eskrim, atıcılık, judo, karate, kongfu ve kayak gibi 40’ın üzerinde spor dalında faaliyet göstermektedir. Bu rakamın %50’i spor takımı bünyesinde Ülke Kadınlar Spor Dernekleri’nin çatısı altında etkinliklerini sürdürmektedir.

İran’ın öncülüğünde, Uluslararası Olimpiyat Komitesi ve Asya Olimpiyat Komitesi’nin desteğiyle 1991 yılında kurulan İslam Ülkeleri Kadınları Spor Federasyonu. 2001 yılında İslam Ülkeleri Kadın Spor Olimpiyatları’nın 3.’sünü de İran’da gerçekleştirmiş ve İslam ülkeleri kadınları voleyboldan yüzmeye, tenisten futbola 15 dalda yarışmışlardır.


Doğal Kaynaklar ve Ekonomi


Kaynaklar bakımından zengin ve dopdolu bir ülkedir.İran’da ilk petrol kuyusunun açılmasından bu yana (1908) 90 yılı aşkın zaman geçmektedir.Bugün dünyanın tespit edilen petrol rezevlerinin %9.2’si (93 milyar varil) İranda bulunmaktadır. Bu miktara dünyanın tüm dogalgaz %14.5’ide eklenecek olursa İran’ın dünya enerji piyasasındaki seçkin konumu açıkca görülecektir.İran önümüzdeki 70 yıl süresince ham petrol ve 250 yıl boyunca da doğalgaz üretimini bugünkü kapasitesiyle sürdürebilecektir.


İran bakır madeni rezervlerine sahip ülkelerin de başında gelmektedir. İran’daki bakır rezervleri 900 milyon ton olarak tahmin edilmektedir. Bu rakam dünya bakır rezervlerinin %15’ini ifade eder. Ayrıca 2.200 milyon ton ile demirtaşı, 5351 milyon ton ile taş kömürü 60 milyon ton ile çinko ve kurşun madenlerinin yanısıra inşaat sektöründe kullanılan taşların madenleri de İran’ın zengin yer altı kaynaklarındandır.


İran ekonomisinin petrolle sıkı bir ilişkisi vardır. Gerçekte 40 yıl boyunca İran’da siyaset ve ekonomi petrolden büyük ölçüde etkilenmiştir. İran ekonomisinin petrole bağımlılığı içeride ve dışarısa her zaman sorunlara sebep olmuştur.


70’li yılların ilk yarısında petrol fiyatlarının bir anda 4 katına çıkmasıyla İran ekonomisinde petrolün payı doruk noktasına ulaştı. Devrimden bir yıl önce petrolün gayri sarfi milli üretimdeki payı %31’den fazla idi. Bu yıllarda günlük ortalama 6 milyon varil ham petrol üretilmekteydi. Bu sürecin devam etmesi ülkenin üretebilir 50 milyar varil petrolünün 540’ını kullanılamaz hale getirebildi.

Devrim sonrası dönemin ekonomik politikalarından biride ülke ekomomisinin petrole bağımlılıktan kurtarılması için çalışmaktı. Bu politikanın ve dünya petrol piyasasında meydana gelen değişimlerin sonucunda petrolün gayri safi iç üretimdeki payı 1995 yılında %16’ya geriledi ve diğer sektörlerlerin payı ise artış gösterdi.


İran Ekonomisi yüksek oranda yetişmiş insan gücüne sahiptir ancak hızlı nüfus artışı ve çeşitli alanlarda eğitiminin yaygınlaşması, ülkedeki çalışan nüfus oranının düşmesine neden olmuştur. 1991 yılında çalışanların 10 yaş üstü ülke nüfusuna oranı %34 olarak gerçekleşmiştir.Çalışanların %34’ü devlet, %65’i özel sektörde faaliyet göstermektedir Sekiz yıllık savaş ülke ekonomisine çok büyük darbeler vurmuştur. Bu dönemde %16 olan işsizlik oranı savaşın sona ermesi ve ekonomik faaliyetlerin hızlanmasıyla savaş öncesi rakamlara gerilemiştir. Savaş yıllarında gerileyen yatırımlar da yeniden hızlanmıştır.


İran ekonomik alanda pek çok üstünlüklere sahiptir. Ucuz enerjiye sahip olması, enerjiye dayanan ürünlerin üretiminde büyük tasarruf sağlamaktadır. Yetişmiş ve ucuz insan gücü, nispeten büyük iç pazarın varlığı ve bölge pazarlarına hızlı ulaşım, İran ekonomisinin diğer üstünlüklerindendir. Son yıllarda bu üstünlüklerden istifade edecek yabancı sermayenin yurda çekilmesi amacıyla Kiş, Kışm, Çobahar ve Sircan gibi bölgelerde çok sayıda Serbest Ticaret bölgesi petrol ve dogalgaz kaynaklarına yakınlığı ve uygun coğrafi konumu sebebiyle büyük miktarda yabancı sermaye çekmiştir. Doğrudan Cumhurbaşkanının idaresinde olan bu bölgelerde İran’ın içerdeki yasalardan farklı özel yasalar uygulanmaktadır.


Şehirler – Turizm


İran doğa, tarih ve dini açıdan dünya turizminin cazibe merkezlerinden biri sayılmaktdır. İran’ın doğal çekicikleri sadece Batı ve Kuzeydeki başını göklere uzanan dağları, güneyin sakin kumsalları, iç kesimlerde yüksek irfanlı gölleri, güzel şelaleri, el değmemiş çölleri, koyu ormanları ve kendine has doğal hayatı ile sınırlı değildir. Belki de bu güzel ve el değmemiş doğanın çekiciliğini artıran en önemli nokta, çeşitli yaşam tarzları ve yerel gelenek göreneklerle oluşturduğu kompozisyon ve zenginliktir.

İran birkaç bin yıllık tarihi geçmişi ve büyük medeneyitlerin merkezi olması nedeniyle, insanlık tarihini ve sonsuz çeşitliliğini araştıran turistlerin mebedi konumundadır.

İnsanlığın kurduğu ilk medeniyetlerden kalma yapı ve binalardan, İslam öncesi İran’da hüküm süren imparatorluklar olan Partlar, Hehamenişiler, Persler ve Sasaniler’den kalan görkemli yapılara kadar hepsi olağanüstü güzellik ve görkeme sahiptirler.

İslam sonrası mimari ve şehirciliğin ölümsüz eserleride turistler için İran’ın cazibe alanlarından biridir. İsfahan, Yezd, Meşhed, Kum, Şiraz ve Erdebil’in mescit ve dini mekanları İran’ın en önemli dini çekim merkezlerinden sayılmaktadır. İran’ın Kuzey Dogusunda bulunna Meşhed şehrindeki Şiilerin 8.İmamı İmam Rıza (a.s)’ın türbesi müslümanların özlelikle de Şiilerin en önemli ziyaret merkezlerinden sayılmakta ve her yıl kendisini ziyare etmeyi arzu eden milyonları çekmektedir.

Halı başta olmak üzere İran el sanatları, dünya çapında az rastlanır bir üne sahip olan geleneksel İran sanatlarıdır. İran kilimlerinin yanısıra minyatür, resim, hat sanatı, Türkiye’de “ebru” olarak bilinen “Ebr-u bad”, hatemkari, muarrak, münebbet, suzenduzi, melilduzi ve diğerleri de bu el sanatlarının en meşhurlarıdır. İran’ı ziyaret eden turistler genellikle el sanatlarına ek olarak İran’ın dünya pazarlarında özel bir yere sahip olan fıstığı, safranı, havyarı, karidesi ve hurmasına yoğun ilgi göstermektedirler.


Kültür ve Sanat


İran kültürü çok çeşitli ve çok boyutlu olma özelliğine sahiptir. Bu özelliğin bir yönü tarihi gelişmelere diğer yönü ise etnik, din ve dil kökenli unsurlara dayanmaktadır. İslam öncesi Kültür, İslam sonrası Kültür ve Modern Dünya Kültürü. İran, kültür ve tarihi açısından; din, dil ve ırk fenomenleri ise sosyal açıdan İran kültürünü çeşitliliğini ve çok boyutluluğunu gösterir. Bununla beraber gelenek ve görenekler halk edebiyatı, bayramlar ve matem merasimleri gibi unsurlar da kültürün çok boyutluluğuna örnek verilebilir.

İran kültürü biri Ahemeneşler ve Sasaniler devri diğeri ise İslam devri olmak üzere tarihte iki altın çağ yaşamıştır. Gerek Ahemeneşiler ve Sasaniler gerekse İslam dönemi kendi çapında Batı kültüründe, özellikle de Rönesans Avrupa’sına büyük izler bırakmıştır. Rönesans Avrupa’sının Endülüs yoluyla İslam bilim ve kültürüyle tanışması buna en büyük örnektir.

  1   2   3   4   5   6   7   8

Add document to your blog or website
Reklamlari:

Similar:

İran coğrafi Özellikleri icon1-BÖlgenin coğrafi Özellikleri

İran coğrafi Özellikleri iconİran biLGİ notu/haber bülteni 24. 01. 2013 İran Cumhurbaşkanı’nın Mısır’ı Ziyareti (Iran News)

İran coğrafi Özellikleri iconİran biLGİ notu/haber bülteni 10. 12. 2012 İran-Pakistan Ekonomik İlişkileri (Iran News)(Business Recorder)

İran coğrafi Özellikleri iconKonum: Güney Asya'da, Arap Denizi kıyısında, Hindistan, İran ve Afganistan arasunda, kuzeyde Çin sınırında yer alır. Coğrafi konumu

İran coğrafi Özellikleri iconÇİndekiler a. GÜMÜLCİNE’Nİn coğrafi konumu ve genel fiZİKİ Özellikleri

İran coğrafi Özellikleri iconNİĞde iLİNİn başlica coğrafi Özellikleri Doç. Dr. Ramazan sever

İran coğrafi Özellikleri iconİran biLGİ notu/haber bülteni 05. 02. 2013 Müsteşar Yardımcımızın İran’ı Ziyareti (Iran News)(Mehr Haber Ajansı)

İran coğrafi Özellikleri iconCOĞrafi BİLGİ Sİstemi (cbs) kullanilarak adana iLİ yerleşİm alaninin hidrojeolojiK Özellikleri ve su kalitesiNİn değerlendiRİlmesi

İran coğrafi Özellikleri iconİran Hakkında Genel Bilgiler Resmi adı: İran İslâm Cumhuriyeti

İran coğrafi Özellikleri iconİran biLGİ notu/haber bülteni 11. 12. 2012 İran’ın Meyve İthalatına İlişkin Açıklama ( irna)

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©trdocs.org 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page